Jackie, hastalanana dek tüm yaşamı boyunca duygularını annesinden gizleyecektir. Hillary'nin aktardığı tüyler ürperten bir çocukluk anısında Jacqueline gergin bir ifadeyle ve sır verir gibi fısıldayarak şunları söylüyor: "Hill, anneme söyleme ama...ben büyüyünce konuşamayacağım ve yürüyemeyeceğim." Kendimizle ilgili böylesi dehşet verici bir kehanette nasıl bulunabiliyoruz? Ya esrarengiz şeyler oluyor ya da bilinçaltının derinliklerinde çocuk Jackie'nin daha o zamandan hissettiği bir şeyin tezahürü yaşanıyor: Tek başına hareket etme becerisinden yoksun, zincire vurulmuş, özüne felç inmiş. Peki ya "anneme söyleme"ye ne demeli? Acısını, korkusunu ve endişesini _karanlık tarafını_ bu türden bir haberi alamayacak bir anneye iletmeye çalışmanın anlamsızlığını çoktan fark etmiş birinin vazgeçişi.