Gövde bir kere yaşamaya başlayınca, bu işe kendi kendine devam eder. Fakat düşünceyi ben sürdürür, ben geliştiririm. Var olmaktayım. Var olmakta olduğumu düşünüyorum. Ah, şu var olma duygusu kıvrılan bir yılan gibi ve onu sürdüren benim, yavaşça...Düşünmeyi durdurabilseydim!
Benim var olmaya hakkım yoktu. Rasgele ortaya çıkmıştım, bir taş, bir bitki, bir mikrop gibi varlığımı sürdürüyordum. Hayatım her bakımdan küçük mutluluklara itiliyordu. Kimi zaman ne idüğü belirsiz işaretler gönderiyor, kimi zaman da sonuçsuz bir vızıltıdan başka bir şey duyulmuyordu.
Bir anda bizi birbirimizden ayıran gerçeği kavradım: Onun hakkında düşünebileceklerim ona erişmiyordu; romanlarda rastlanan ruhbilimden fazlası gelmiyordu elimden. Oysa onun hükmü beni bir kılıç gibi biçiyor ve var olma hakkımı sorguya çekiyordu.
Geçmişte sevişmiş olmak hala sevişebilmekten iyidir: Aradan zaman geçmiş olduğundan insan doğru yargılara varır, karşılaştırmalar yapar, üzerinde düşünür
Ben geçmişimi nerede saklayacağım? Geçmişimizi cebinizde saklayamazsınız; onu koyacak bir eviniz olmalı. Benim gövdemden başka bir şeyim yok; yapayalnız bir adam salt gövdesiyle anıları saklamaktan keyif alamaz. Anılar üzerinden geçip gider onun. Ama yakınmamalıyım: Sadece özgür olmayı istemiştim ben.