Yeryüzünde, serüven duygusu kadar bağlı olduğum başka bir şey yok belki. Ama bu duygu istediği zaman geliyor, sonra hemen kaçıp gidiyor. Gittiği zaman nasıl bomboş kalıyorum! Yoksa hayatımı yok yere harcadığımı anlatmak için mi bana bu kısa ve alaycı ziyaretlerde bulunuyor?
Hayatımdaki anların, hatırlanan bir hayatın anları gibi birbirini izlemesini istemiştim. Böylece zamanı kuyruğundan yakalamaya çalışmaya da değebilirdi.
Yaşamak budur işte. Ama hayatınızı anlatırsanız, her şey değişir; fakat bu değişimi kimse fark etmez: Gerçek hikayelerden söz edilmesi bunun kanıtıdır. Sanki gerçek hikayeler olabilirmiş gibi; bir şeyler olur ve biz onları tam tersi yönde anlatırız.
Yaşarken başımızdan hiçbir şey geçmez. Dekorlar değişir, kişiler girer çıkar, hepsi bu. Başlangıçlar da yoktur. Günler anlamsızca birbirine eklenir durur; sonu gelmez, tekdüze bir ekleniştir bu. Ara sıra söyle bir hesap yapılır: "Üç yıldır seyahat ediyorum. Bouville'e geleli üç yıl oldu," denir. Başlangıç olmadığı gibi son da yoktur. Bir kadın, bir dost, bir kent, bir kerede terk edilemez.