Görünmez Kentler, klasik bir roman okumaktan çok zihinsel bir yolculuk hissi uyandırıyor. Marco Polo ile Kubilay Han arasındaki hayali diyaloglar üzerinden anlatılan kentler, aslında taş ve sokaklardan ziyade insanın hafızasını, arzularını ve zamanla kurduğu ilişkiyi temsil ediyor. Her kent bir duygunun ya da düşüncenin mimarisi gibi kurulmuş; okur ilerledikçe bu kentlerin yabancı değil, fazlasıyla tanıdık olduğunu fark ediyor. Çünkü Calvino, şehirleri anlatırken insanın iç dünyasını haritalandırıyor.
Calvino’nun yalın ama yoğun dili, kısa bölümler içinde uzun düşünceler barındırıyor. Görünmez Kentler hızlı okunmaya değil, durup düşünmeye davet eden bir kitap. Olay örgüsünden çok çağrışımlarla ilerliyor ve her okumada başka bir kapı aralıyor. Kentler değişip dönüşürken insanın temel sorularının aynı kaldığını hissettiren bu metin, okura şunu sezdiriyor: Asıl görünmez olan kentler değil, onları yaşarken fark edemediklerimiz.
Görünmez KentlerItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 20263,220 okunma
Bırak peşimi Tanrım,
daha fazla koşamıyorum.
Rüzgârın elinde parçalanıyorum,
göğüm yerle bir.
Göğsümde trafik sıkışık,
nefesim kenara çekilmiş.
Bir adım daha
yıkılmaya yakın duruyorum.
Zamana direnemiyorum artık,
bıraktım her şeyi.
Kendimi suya verdim,
akış ne tarafa ise
oradan geliyorum.
Eğer karşılayacaksan Tanrım,
böyle karşıla:
ellerim boş,
itirazım yok,
yalnızca
durmak istiyorum.
Simurg
gecenin bağrından söküp aldıysan
gülüşleri kurutmadan iliştir
yastığın ucuna…
gözlerini araladıysan sabahın bir
vakti
korkma
göz kapakları arasına sığar bir gün
nasıl olsa…
Umay Umay’ı düşününce aklıma
Yılkı atlarına öykünür kelimeler
koşarlar kalpten kalbe…
Simurg
Çok gözyaşı döktüm Tanrı’m
Eğer yeryüzü bir kap olsaydı
Biriktirirdi onları
Çoğunun hesabını sormadım Tanrı’m
Eğer kalem elimde olsaydı
Yeniden yazardım bazı sayfaları
Umay Umay’ın satırlarından özür
dilerim Tanrı’m
Çünkü mor bir gecede
İki nota geçirdi kalbime
ben de giderim elbet hareket vakti
gelince…