S.

Sevgisizlik Bulaştıranlar
9/10
·125 syf.·
2020 15. kitabı
Merhaba sevgili 1k okuyucuları, Erich Fromm Almanya'da psikoloji eğitimi almış ve Nazilerin yükselmesiyle birlikte Amerika'da yaşamış bir bilim insanıdır.Yaşadığı dönemi düşünecek olursak kitapta da bahsettiği gibi üretim devrinin insanı amaç değil araç olarak görmesini haklı olarak eleştirmiş bu da onu sosyalizme yakınlaştırmıştır, düşünce kadar eylem de olmalı fikirlerinin bundan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Ancak bu incelemede sosyalizm veya kapitalizm eleştirisi yapacak yeterli bilgiye sahip olmadığımdan kişiler arası ilişkiler konusuna değinmek istiyorum. Sevginin öğrenilmesi gereken bir şey olmadığını düşünürdüm yani insanları sevmek için çaba harcamam gerektiğinden bunu kolayca becerebilen insanları görüp doğal bir yetenek,güdü olduğunu düşünüyordum. Benim gibi biri için #76726804 böyle düşünmek (eyleme geçmek ) kolay olmamakla birlikte en azından imkansız değil. Çocuk psikolojisine ilgi duyanların, ebeveyn olmak isteyen insanların da Nihan Kaya'nın kitaplarıyla birlikte bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum. Kitapta iki tür patolojik ebeveynlik net bir biçimde açıklanmış.Birinci tür benimde etrafımda çokça gözlemleyebildiğim bir ebeveynlik biçimi. Bu kişiler evliliklerinin sağlıksız ritüellerinin hesabını tamamen rol yaparak çocuklarına fatura ediyorlar. (#76736426). Buradan yola çıkarak kültürümüzün çocuğun bireyselleşme hakkından önce mutsuz olabilme (!) hakkını da elinden aldığını fark etmeliyiz. Bir diğer ebeveyn türü ise çocuklarına karşı bağımlılık oluşturmuş olanlardır ve bu kişiler çocuklarını aşırı sever gözükürler (verdikleri zararı çocuklar özgürlükleriyle öder). Çocuklarına açıkca kötü davranan ebeveynlerden farkları verdikleri zararı üstü örtülü yapabilmeleridir. Açıkca kötü
Sevme SanatıErich Fromm · Payel Yayınları · 19957,8bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yansıtmanın başka bir biçimi de, insanın kendi sorunlarını çocuklarına aktarmasıdır. Her şeyden önce bu çeşit üstünden atmaların çoğunlukla çocuklar için yapılan dileklerde ortaya çıktığını söyleyelim. Bir insan yaşamını değerlendiremediğini anlarsa, bu eksikliği çocuklarının yaşamını değerlendirerek gidermek ister. Ama bu durumdaki insan, çocuklarını başarısızlığa sürükleyeceği gibi kendi içinde de yenilgiye uğrayacaktır. Çocuklarını başarısızlığa sürükler, çünkü varlık sorununu kişinin yerine başkası değil herkes kendisi çözebilir ancak: Anne ya da baba da kendi içlerinde başarısızlığa uğrayacaklardır; çünkü bu soruna kendileri bir çözüm yolu bulamadıklarına göre çocuklarına yol gösterecek durumda değillerdir. Mutsuz bir evliliğe son verip vermemek sorunu ortaya çıktığı zaman da ana baba çocukları suçu üstlerinden atmak için kullanırlar. Böyle bir durumda ana babanın hemen öne sürdükleri şey çocukları yuvasız bırakmamak için ayrılamadıklarıdır. Oysa, incelikli bir araştırma "yuva" içindeki gergin ve mutsuz havanın çocuğa, kesin bir ayrılmadan daha çok zararı dokunduğunu göstermektedir - bu ayrılma hiç değilse çocuklara insanın dayanılmaz ölçüde kötü bir durumu, gözüpek bir kararla sona erdirebileceğini öğretir.
Sayfa 97
Zor'da bir parça olsun akla uygun inanç yoktur. Zora boyun eğenler vardır ya da zoru kullananlar yönünden o gücü elde tutma isteği vardır. Bazı kişiler için gerçek olan tek şey zor'dur; oysa insanlık tarihi, zor'un insanlığın ulaştığı şeylerin içinde en kısa ömürlüsü olduğunu göstermiştir. İnançla zor bir arada bulunamayacakları için başlangıçta akla uygun inanç üzerine kurulan dinlerin, siyasal dizgelerin hepsi soysuzlaşır, sonunda zor'a güvenir ya da zor kullanırlarsa, varolan güçlerini de yitirirler.
Sayfa 118
İnancı ve gözüpekliği öğrenmek günlük yaşamdaki küçük şeylerle başlar. İlk adım insanın inancını ne zaman, nerede yitirdiğine dikkat etmesi, bu inancı yitirdiğini ne gibi akla uydurmalarla örtmeye çabaladığını görmeye çalışması, ne zaman korkaklık gösterdiğini, bu korkaklığını nasıl akla uydurduğunu anlamasıdır; her inanç yitikliğinin bizi nasıl zayıflattığını, gitgide artan bu zayıflığın da gene, kısır bir döngü gibi, nasıl yeni inanç yitiklik- lerine yol açtığını görmesidir.
Sayfa 120
Yaşamın karşımıza çıkardığı güçlükleri bize verilmemesi gereken haksız cezalar olarak göreceğimize, terslikleri, üzüntüleri yenmekle daha da güçleneceğimizi düşünmek de inanç ve gözüpeklik ister.
Sayfa 120