Şiirsel bir anlatım ile anlatılan Türkiye’de yaşamış yakın zamandaki Acı olayların İnsanlık utancın hafızası bir kitap. Kitap geliri bir vakfa bağışlandığı
için de ayriyeten okunmalı.

Bu kitap beni anlatıyor. Ama ben tek başıma Robinson gibi bir adada yaşayan birey değilim. Sen beni tanımasan da seninle toplumsal bağlarım var. Sen de Robinson değilsin, senin de diğer bireylerle ilişkilerin, ilişkide olduğun bireylerin de, başka insanlarla bağları var. Öyleyse, bu kitap beni, seni, onu, bizleri anlatıyor. Bu kitap içinde kendini bulduğunda şaşırmamalısın. Bu kitapta anlatılan trajedi senindir, hepimizindir.
Bu kitap tehlikeli kitaptır. Kendinizi sorgulamanıza, kendinize başka bir gözle bakmanıza yol açma ihtimali vardır. Tehlike, bilincinizde ve iç dünyanızda başlayabilecek olan fırtınadır. Böyle bir içgörüye dayanamayacak olanlar, ya da kitabı "uyku ilacı" gibi görenler, bu kitabı okumasın. Bu kitap uykunuzu kaçırabilir. Düşünmeyi-irdelemeyi beyinlerine zahmet sayanlara da kitabı önermiyorum. Boyun eğmeyi insan meziyeti sayanlara ise, hiçbir şekilde okumayı tavsiye etmiyorum; bu onlara göre bir kitap değildir.
Yaratılışçılar ile Tanrı’ya inanlar, Dawkins’i kendilerinin bas düşmanı olarak görmekte haklılar.
Konuları tarihsel ve çağdaş kanıtlarla destekleyerek, dinin nasıl savaşı ateşlediğini, bağnazlığı kışkırttığını, çocukları istismar ettiğini gösterir. Böyle yaparak, Tanrı inancının sadece akil dişi (irrasyonel) değil, ayni zamanda potansiyel olarak ölümcül olduğu seklinde zorlayıcı bir durum yaratmaktadır.
Bu sayfalara adını veren o sıra dışı "sonsuzluğun tarihi" hakkında çok az şey söyleyeceğim. Zaman bizim açımızdan bir sorundur; sarsıcı ve talepkar bir sorun, belki de metafiziğin en can alıcı sorunu; sonsuzluksa bir oyun ya da yıpranmış bir umut. Farklı anlarda farklı yerlerin işgal edilmesi -yani hareket- zaman olmaksızın kavranamaz. Aynı şekilde, farklı anlarda, aynı yeri işgal etmek anlamına gelen hareketsizlik de öyle. Sayısız şairin özlemle yanıp tutuştuğu sonsuzluğun bizi en azından kaçamak tarzda olsa da ardışıklığın baskısından kurtaran maharetli bir aygıt olduğunu nasıl hissedemedim?
Borges'in sanattaki zaferi entelektüel bir çıkmazı kendisiyle savaştırarak insanlık adına yeni bir ürün ortaya koyması.
John Barth
fizikci ve astronom marcus chown'un turkce'ye cevrilen ilk kitabinin adi. fizik okumaya ancak iki yil dayanip daha sonra okulu birakan biri olarak beni sarip sarmaladigini soyleyebilirim. kitabin arka kapagi size bir fikir verebilir:
mikroskobik dunyadan zaman makinelerine, sizofren atomlardan kuantum bilgisayarlarina, kara deliklerden everen'in ilk salisesine uzanan marcus chown, kullandigi basit dil ve pratik orneklerle, modern fizigin temel fikirlerini sarmis sisi dagitarak, baska bir iluzyona inanmaya gerek duymayacagimiz ölcude buyuleyici bir evren'de oldugumuzu gosteriyor.
biraz kuantum teorisi ogrenmekten kimseye zarar gelmeyecegi gibi, bu sayede yasadigimiz dunya ve kendimize dair cok daha genis olcekli bir bakis acisina da sahip olabiliriz.