Sina

Sina
@Sinat
Ticaret
Okur yazar
Antalya/Sivas
Sivas
264 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
“Jung, bir insanın diğeriyle konuşması gibi doğrudan iletişim halinde olmak için hastalarının tam karşısına otururdu. Sözcükler -ve bunların arkasındaki anlamlar, beden dili ve rüyalar-kişisel hikâyenin yakalandığı balık ağlarıydı. Hava almak için bir kez yüzeye çıktıklarında, paylaşıldıklarında ve ele alındıklarında, ne kadar alışılmışın dışında olurlarsa olsunlar, içerikler kaçınılmaz olarak, kişisel olarak son derece iyi anlaşılan değerli bir tasarruf olarak bireye geri verilirlerdi. İnsanın başına hiç anlaşılmamaktan daha kötü bir şey gelemezdi... Kişi, anlaşılmamışsa, kendi varoluş nedeninden mahrum kalıyordu. Ben benim başıma gelmesinden nefret ederdim.... Anlamak... bazen yaşamsal önem taşıyan farklılıkları ortadan kaldırdığında, gerçek anlamda bir ruh cinayeti olur. Bireyin özü, "kavrandığında" sönüp giden bir yaşam gizemidir.”
Sayfa 138·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Herhangi bir arkaik-çocuksu itici güç tarafından aşılanmayan efsanevi hiçlik ile etik bir kardeşlik, saf bir boşluktur ve insanda göçmen kuşu denizden geçiren kadim hayvansal güce dair en ufak bir iz bile uyandıramaz... Dahası, mitsel yaşamın "sınırların ötesine geçmeyi" gerektirdiğini yazdı. Mitsel yaşamın sembolik dili, "hayal edilemeyecek" bir dinsel deneyim, "kendini ifade edecek bir görüntü, bir biçim" verir. Mit, insandaki ilahi bir yaşamın ortaya çıkışıdır. Miti icat eden biz değiliz, mit bizimle daha çok bir Tanrı Sözü olarak konuşur.” Mitler, evrensel olarak ortaya çıkan arketiplerden, "insanlığın ilkel fikirlerinden", "temel içgüdü kalıplarından", "iz bırakana işaret eden bir izden" doğarlar. Arketipler... akıl yoluyla yaratılmamışlardır. Her zaman var olmuşlardır ve bilinçdışının mitlerle çok sık karıştırabildiği belirli süreçleri üretirler. Mitolojinin kökeni budur. Mitoloji, arketiplerin yaşamını formüle eden bir dizi görüntünün dramatize edilmesidir. Arketipik "model" bilinçdışı için biyolojik modelin vücuttaki karşılığıdır. Arketipler birlikte, kolektif bilinçdışının yapısını, yani ruhtaki kolektif bilinçli zihnin karşıtlığını oluşturur.” S.111-12
“Jung'un düşüncesi derinleşti. Mitoloji, arketipler ve kolektif bilinçdışı gibi kavramlar açıklık kazandı ve birbirleriyle irtibatlı hale geldiler. Mitler, "bizi varoluşumuzun içgüdüsel temellerine bağlayan" ve "psişik süreçlerin ve gelişimin tanımları'" olan metaforlardır. Mitsel fikirler, dünyanın her yerinde mitolojide, masallarda ve "normal ve ruhsal hastalığı olan kişilerin rüyalarında, vizyonlarında ve fantezilerinde" gözlemlenebilirler. Mitolojik anlatımı akıl "boş spekülasyon" olarak görebilir ama duygular açısından "hayatı bilimden daha kesin bir şekilde ifade eden" ve onun insan yapımı etik kodlar yoluyla daha doğal bir şekilde yaşanmasına izin veren "iyileştirici ve geçerli bir faaliyettir."
Sayfa 111·Kitabı okudu
“Bir Pueblo Kızılderili Şefi olan Ochwiay Biano (Dağ Gölü) Jung'un Taos, New Mexico gezisi sırasında konuyu Jung'a ikna edici bir dille anlattı. Ochwiay Biano, "Bak," dedi "beyazlar ne kadar da acımasız görünüyorlar. Dudakları ince, burunları keskin, yüzleri çatlamış ve kırışıklıklarla bozulmuş. Gözlerinde sert bakış bir ifade var; her zaman bir şeyler arıyorlar. Ne arıyorlar? Beyazlar her zaman bir şeyler ister; her zaman kaygılı ve huzursuzdurlar. Ne istediklerini bilmiyoruz. Onları anlamıyoruz. Deli olduklarını düşünüyoruz." Beyazların neden deli olduğunu düşündüğünü sordum. "Kafalarıyla düşündüklerini söylüyorlar" diye yanıtladı. "Elbette öyle olacak. Başka ne ile düşünürsün ki?" diye şaşkınlıkla sordum. Kalbini göstererek, "Burayla düşünürüz" dedi. Derin bir düşünceye daldım. Hayatımda ilk defa, belli ki, birisi bana gerçek beyaz adamın bir resmini çizmişti... Bu Kızılderili hassas noktamıza vurmuş, kör olduğumuz bir gerçeği ortaya çıkarmıştı... Bizim bakış açımızla kolonizasyon, dinsizlere yönelik misyonerlik hizmetleri, uygarlığın yayılması, vb., dediğimiz şeyin başka bir yüzü -uzaklardaki avını acımasız bir niyetle arayan bir yırtıcı kuşun yüzü- korsanlara ve haydutlara yakışan bir yüzü vardır...
Sayfa 105·Kitabı okudu
“İhtiyar bir ruhum var. Lisede, on beş yaşındayken, okul arkadaşlarım bana Patrik Abraham derlerdi. Bu çok önemli, ihtiyar bir ruh. Dünyevi olmayan bir varoluşun, her şeyi bildiğimiz bir bolluk halinin izlerini her zaman saklarız.”
Sayfa 96·Kitabı okudu