Sina

Sina
@Sinat
Ticaret
Okur yazar
Antalya/Sivas
Sivas
264 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
“Aristoteles Fizik Il'ye, var olan şeylerin doğa gereği var olan şeyler ve başka nedenlere bağlı olarak var olan şeyler diye ikiye bölünebileceğini söyleyerek başlar. "Neden" diye çevrilen Yunanca sözcük, modern anlamdaki nedeni -yani bir etki yaratabilecek çaptaki önceki bir olayı- ifade etmez. Bunun yerine, bir şeyin temelini ya da zeminini ifade eder. Aristoteles daha sonra, bir şeyin niçin olduğu şey olduğunu bilinceye dek o şeyi anlamadığımızı ve nedenin bize bu "ne için"i sunduğunu söyler.”
Sayfa 31
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“Aşırı toplumsallaşan insan psikolojik bir tasma ile bağlanır ve yaşamını, toplumun onun için döşediği raylar üzerinde koşarak geçirir.” (Theodore Kaczynski)
“Thomas Aquinas'a göre aklın (intellectus) doğrudan bir şekilde tikeli kavraması olanaksızdır. Aklın uygun nesnesi duyulanabilir (res sensibilis) değil fakat anlaşılabilir (res intelligibilis) olandır.”
“Hegel, aklın kendisine yabancı, olumsal bir kaynağa (görüye) ram edilmesinin nasıl aşılacağını tüm sistemiyle göstermeye çalışmaktadır. Ona göre, Kant her ne kadar kavramların sadece nesnelerden üretilmiş temsiller değil, aklın kendi üretimi olduğunu görme başarısına ulaşmış olsa da maalesef sonrasında kavramları duyuya teslim eder. Oysa Hegel'in anlayışında duyu ve görü man-tıksal kavramların konusu bile değildir. Kavramın içeriği duyular değildir, kavram kendi içeriğine, kendi belirlenimine kendisi sahiptir. Görünün içeriği olmadan düşüncenin boş olduğu, duyular olmadan düşüncenin ölü bir kuru kafa (caput mortuum) olduğu inancı, araçsal bir akıl kavrayışından kaynaklanan bir hatadır.”
Sayfa 33
“Tanrıyı düşünen akılla bilmek ve böylece hakikatin doğasına ilişkin canlı, somut bir tasavvuruna sahip olmak günümüzün ihtiyacıdır. Rasyonel teolojinin bu sonucu, hakikatin bilincinde olamayacağımız söylenerek ifade edilir. Tanrı hakikattir. Ancak İnsan kendi onuruna, kendi ruhunun onuruna inandığı sürece, hakikatin ve özgürlüğün cesaretine sahip olduğu sürece, hakikati aramaya da güdülenmiştir. Hakikat boş bir şey değil somut bir şeydir, bir içeriğin doluluğudur; bu doluluk modern teolojinin içini boşalttığı şeydir. Ama bizim niyetimiz bu doluluğu kavram sayesinde yeniden kazanmaktır.” (Hegel)