“Benim dünyamda insanlar ikiye ayrılıyordu: tutkusu olanlar ve olmayanlar. Tutkusu olanlara güveniyor, uzak ve yabancı bir kentte karşılaşan hemşehrilermişiz gibi onlarla çabucak bağ kurabiliyordum ama tutkusu olmayanlarla hiçbir bağ kuramıyordum. Onların yanında sağır ve dilsize dönüşüyordum.”
..“Bilim bana Tanrı’nın mutlaka var olması gerektiğini söylüyor. Aklım bana Tanrı’yı asla anlayamayacağımı söylüyor. Ve kalbim bana mutlaka anlamam gerekmediğini söylüyor.”..