Yaşayacağımız yeri inşa etmeye ilk olarak çatı denen şemsiyeyi dikmekle başlarız ve oluşan gölgenin loş aydınlığı içerisine de yapıyı inşa ederiz. Elbette Batı tarzı evlerde de çatı bulunur. Ancak o çatılar güneş ışığına kalkan olmaktan ziyade kötü hava koşullarından korunmak için yapılır. Dışarıdan bakınca gölgeden olabildiğince kaçınıldığı ve evin iç kısımlarına ışık taşındığı anlaşılır. Eğer Japon evlerinin çatısı şemsiyeyse, Batı evlerinin çatısı şapkadır ve evin tepesini tıpkı bir kasket gibi mümkün olduğunca çok sararak güneş ışığını içeri alır.
Bizim müziğimiz aslen mütevazı ve duygusal bir müzik olduğu için kaydedilince veya hoparlörde yüksek sesle çalınınca büyüsünün büyük bir kısmı kayboluyor. Konuşma sanatına gelince; kısık bir ses tonu, az sayıda kelime kullanımı ve -her şeyden önemlisi- duraklamalar bizim için önemliyken, gramofon ve radyolar bu duraklamaları bütünüyle öldürüyor. Böylece makinelere yaranmak adına kendi sanatımızı çarpıtıyoruz.