İyi ki orada değilim sevgili dostum, bu insan kalbi ne acayip ve anlaşılmaz bir şeymiş meğer. Seni böylesine severken, yanındayken, aldığın nefesi hissederken… Şimdi ayrıldığıma nasıl da seviniyorum. Akıl bunu izah edebilir mi?
Derin düşüncelerin sonunda şunu anladım:Bizim Zübükzade'nin yalanlarına inanmazken inanmış görünmemiz, kumara benzer bir iş."Kumarda ütülen doymazmış." derler, ne doğru...Kumarda insan parayı verdikçe, veresi gelir, he mi?Neden?Çünkü zararını çıkaracak da kurtulacak.Bizim de Zübükün yalan dolanına inanır görünmemiz bundan işte...Evet, herif yalan demeye yalan diyor, biliyoruz.Velakin, ya yalan değilse...Hepimize attığı kazıkların bir ucu gök kubbesine, bir ucu yerin yedi kat dibine varmış.Şimdi biz yediğimiz kazıklar çıkar m'ola, diyerek bile bile yalana göz yumuyoruz.Kazıklandıkça, insanın yalana inanası geliyor.
Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra, kendi zübüklüklerimizin bir tek zübükte birleştiğini görünce ona kızıyoruz.