Ah mihrap! İçimi parçaladın. Bir kitap bu kadar mı içine çeker kendini,tüm olayları anbean yaşatır. Sevgili Sinem Sal’ın tüm kitapları böyledir ama sıcacık,dost aile mahallesi,herkesin birbiriyle dost olduğu güzel zamanlar… Sizi alıp çocukluğunuza götürüyor her kitabında,her sayfada bir komşunuzu,bir arkadaşınızı buluyorsunuz ve sonunda burnunuzun ucu sızlıyor çünkü o eski günlerin özlemi içinize oturuyor. Mihrap kuşuma gelince bir çocuk kalbi bunca acıyı bilerek farkında olarak nasıl mutlu görünür ve her şeye dayanır diyorsunuz. Bazen farkında olmadan sen anlamazsın diye geçiştirilen çocuk kalbinin altında yatan o kocaman yüreği bu kitapta mihrap çokk güzel öğretiyor. Babasızlığı kabul edemeyen küçücük bir kızın babasına tekrar kavuşması için o masumiyetini kaybetmeden babasına ulaşmaya çabası yüreğinize işliyor. Keşke tüm çocuklar, anne ve babalar ölümsüz olsa. Mutlaka okuyalım okutalım tek kelimeyle mükemmel bir kitaptı.
MihrapSinem Sal · Karakarga Yayınevi · 2024681 okunma
Bizim Zamanımız 'dı, o da zaten yine karakterimizin kendisi. Bizim Zamanımız'ı okuyunca Mihrap'ı da okumak istiyorsunuz zaten. Ya da tam tersi. Çünkü yazarın öyle tatlı bir dili var ki... insan bazen okuduğu kitaba ekmek banmak istiyor, tadına doyamıyor, öyle bir kitap Mihrap. Sanki sizinle hem sohbet ediyor hem de etmiyor ve sadece içsel konuşmalarına şahit oluyorsunuz. Tamamen günlük bir dili var Sinem Sal'ın. Sizi de zorlamıyor, hikayeyi de. Gündelik olaylara öyle güzel bir bakış sunuyor ki, kaleminden etkilenmemek elde değil. Büyük büyük laflar etmiyor ama altını çizdiriyor mutlaka cümlelerinin. Bir olayı sayfalarca yazmıyor ama özünü veriyor okuyucuya. On yaşında olan bir kızın babasına olan sevgisi, babasını kaybettikten sonra hissettikleri, darbeyi hiç olmamış gibi ortadan kaldırabilirse babasını da geri döndürebileceğine olan inancı, çocukça düşünceleri ve çabaları sizi okurken hem güldürecek hem hüzünlendirecek. Eminim Mihrap'ı okuyan herkes olayların bir çocuğun bakış açısı ile yazılmış olmasını çok sevmiştir. Ayrıca kitabın her bölümünün başlığı bir şarkı sözü. Bu şarkıları da kitapla birlikte dinlemek sanki Mihrap'la birlikte radyonun başına geçmişiz gibi hissettirdi bana :)
Çok keyifliydi, çok özeldi, çok güzeldi. Çok sevdim. İyi ki okudum dediğim bir kitap oldu. Ne mutlu ♡
Keşke annemlerin salonuyla babamların meyhanesi arasında bir boru hattı döşense. Orada konuşulanlar buraya, burada konuşulanlar oraya ulaşsa. Sonra annemler salonundan, babamlar meyhanesinden çıksa ve Hasköy'ün ortasında kucaklaşsalar. Eğer aralarında bir boru hattı olsaydı ve konuştukları duyulsaydı, kesin kucaklaşırlardı. Ama olmadığı için ayrı ayrı gülüşüyorlar, tek tek ağlaşıyorlar.
Kendi mutsuzluğumumuzun içinde öylece bıraktı ve gitti.
Dünyanın en iyi şiirini yazsam okuyamayacak kadar gitti , neşeli olsam dahil olamayacak kadar gitti, erkek gibi futbol oynasam “ helal be” diyemeyecek kadar gitti, sevdiği şarkıları dinlesem eşlik edemeyecek kadar gitti, benimle gururlanamayacak kadar gitti, yaşlanınca bana muhtaç kalamayacak kadar gitti, anlattığı hikayelere inanmamış gibi gitti…..GİTTİ….