Böylece, farkına varmadan sözcüklerin anlamlarını enginleştiriyor ve ruhunuzu uçsuz bucaksız bir âleme sürüklüyordu. İnsan sesinin o konserlerini dinlemek, ruhuyla yüklü dudağından çıkan havayı solumak, hararetle dile gelen o ışığı göğsümde sarmalamak istercesine kavramak için, tamamlayabileceğim bir cümleyi kaç kere yarıda bıraktım, kaç kere haksız yere azarlandım! Gülebildiğinde ne hoş bir kırlangıç ötüşü! Fakat kederinden söz ederken dostlarını çağıran bir kuğu sesi!
(Sy: 30-31)