MZÇ

Ağlama üzerine:
Dolayısıyla ağlama kendimize şefkatimizdir veya çıkış kaynağına geri dönen şefkattir. Bu nedenle ağlama, sevgi ve şefkat kapasitesine ve ayrıca hayal gücüne bağlıdır. Dolayısıyla katı kalpli ya da kıt hayal gücüne sahip insanlar kolay ağlamazlar; ve hatta ağlamak her zaman belirli bir derecede karakter iyiliğinin işareti olarak kabul edilir ve öfkeyi etkisiz hale getirir; zira ağlayabilen kişinin zorunlu olarak sevgi, yani ötekine şefkate muktedir olduğu duyumsanır çünkü bu açıklandığı üzere, ağlamaya yol açan ruh haline girmektedir.
Sayfa 535·Kitabı okudu
Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tüm hakiki ve saf sevgi şefkattir ve şefkat olmayan herhangi bir sevgi ise bencilliktir.
Sayfa 534·Kitabı okudu
Düşünce
- Erdeme, yani mizacın iyiliğine, soyut öğretilerin aslen herhangi bir tesiri yoktur. Yanlış öğretiler, erdemi bozmaz ve hakiki olanlar ise bunu çok zor destekler. - ... fakat güdüler asla istemenin kendisini değil, sadece istemenin kendini dışavuruşunu etkiler. Velle non discitur. [İsteme öğretilemez.] - Mükemmel bir devletin veya sıkıca inanılan ölümden sonra ödül ve ceza öğretisinin bütün suçları engelleyebileceği düşünülebilir; bununla da politik olarak çok şey kazanılabilir, fakat ahlâki olarak hiçbir şey kazanılamaz; sadece istemenin yaşamdaki yansıması sınırlandırılmış olur. (sf. 524-526)
Düşünce
Temellendirilmiş ahlâk, yani salt ahlâkçılık etkili olamaz zira güdüleyemez. Oysa 'güdüleyen' ahlâk, bunu ancak kendilik sevgisine tesir ederek başarabilir. Fakat ne var ki böyle bir şeyden kaynaklanan hiçbir şeyin de ahlâki değeri olamaz. Bundan çıkan sonuç ise ahlâk ve genel olarak soyut idrakten hiçbir sahici erdemin çıkamayacağıdır. Sahici erdem sezgisel idrakten kaynaklanmak zorundadır ki bu da aynı özü hem başka bireylerde hem de kendinde tanır.
Sayfa 523·Kitabı okudu
Kindarlık üzerine:
Kindarlık, kötülükle zaten akrabadır. Zira kindarlık, kötülüğe kötülükle misilleme yapmaktadır. Bu misilleme ise cezanın karakteri olan geleceğe değil, sadece salt olmuş olana, olduğu haliyle geçmişe yöneliktir. Dolayısıyla da intikamcının zarar veren tarafa çıkarsızca ve araç olarak değil, hedef olarak ve zevk almak için bizzat neden olduğu ızdıraptan kaynaklanmaktadır.
Sayfa 519·Kitabı okudu