Farklı fikirlerin, farklı ahlâki öğretilerin ve farklı kişiliklerin olması ne kadar önemli bir şeyse, farklı eğitim türlerinin olması da o kadar önemli bir şeydir. Devlet okullarında verilen eğitim, insanları şekillendirerek kuklalara çevirmeye yarayan bir silahtır. Devletin verdiği eğitimde, insanlar iktidardakilere (iktidarda ister soylular ister kral, ister papazlar isterse toplum olsun) benzetilmeye çalışılır, alınan eğitim ne kadar güçlüyse, kişi iktidardakilere fikirsel ve bedensel olarak o kadar benzer. Devlet, sadece diğer eğitim kurumlarıyla rekabete girmek ve diğer kurumların kalitesini artırmaları için bir motivasyon sunma amacıyla eğitim işine girmelidir.
"Her sahici ve gerçek idrakin en iç çekirdeği bir algıdır; her yeni hakikat de bir algı mahsulüdür." (132)
"Felsefe kavramlardan hareketle değil kavramlarla çalışmalıdır; yani sonuçlarını kavramlarda ortaya koymalı, ancak verili olarak onlardan başlamamalıdır." (148)
** Birincil olan algıdır, ikincil olansa kavramlar ve soyutlamalardır. Sadece kavramlara yoğunlaşan kimse ikincil ve genel soyutlamalarla meşgul olacak ve bunlarla birincil olana yani algılara hiçbir zaman varamayacaktır. Algıyı ıskalayacaktır. Algıyı ıskalamaksa kişinin kendi dünyasını, kendi tasavvurunu ıskalaması demektir. Algıyı önceleyen ise kendi özgür düşüncesinin farkına varacak ve başka kimseden öğrenemeyeceği hakikati dolaysız idrak edebilme şansı elde edecektir. Bu sebeple sadece kitap okuyarak başkalarının sözlerine kulak veren ama kendi algısını kapatan kimse kör ve sağır kalacaktır. Schopenauer'un bu enfes çözümlemesi muhakkak okunmalı: "Algısal İdrakin Soyut İdrakle İlişkisi Üzerine." (s.131-157)
Dolayısıyla kural olarak, dünya-insanı, topladığı hakikat ve bilgeliğini öğretemez; onu yalnızca yaşar. Bu kişi her vakayı doğru anlar ve buna uygun olan ne varsa onda karar kılar.
Ne tesirin bu âni yok olup gidişine ne de bu tesirin imgesinin yavaş yavaş kaybolmasına tâbi olan, dolayısıyla da zamanın şiddetinden bağımsız olan sadece ve sadece şudur: kavram. Bunun için öğretici tecrübe, kavramda toplanmalıdır; sadece kavram hayattaki adımlarımıza güvenilir rehber olmaya uygundur. Dolayısıyla Seneca haklı olarak şöyle der: "Her şeyi kendine tâbi kılmak istiyorsan, kendini akla tâbi kıl."