Polonyalı büyük biliminsanı Maria Curie Sklodowska'nın biraz gururla biraz da utanarak kardeşine söylediği gibi, kafası hep yapılacak neler kaldığıyla meşgul olduğundan, insan neler yaptığının farkına varmıyor.
Çünkü cesaret, doğası gereği, nesiller boyunca ılımlılıkla karışmadan çoğaldığı zaman, başlangıçta gücünün doruklarına ulaşsa da sonu zapt edilemez bir çılgınlık olur.
Burada önemli nokta neyin neye yararlı olduğu değil, gerçeğin bilinip bilinmediğidir. Ben gerçeği bulduktan, gerçeğin inandığım şey olduğunu bildikten sonra, âlem gerçeği görmemekte diretmiş, âlem burun kıvırıp beni alaya alırmış, kimin umrunda?