Kitap insanda ,arka planda çok güzel olan ama yüzündeki siğiller yüzünden bakamadığınız bir kadın hissi uyandırıyor. Cümleler düşündürücü ve anlamlı lakin duygular ve hayatlar hep aykırı. Bu aykırılıklar tüm kitaba yayıldığı için rahatsızlık veriyor birsüre sonra. Yinede "başladığım kitabı bitiririm" düsturu edindiğim için bitirdim. Yazar tarz olarak biraz anlaması zor. Yani dinç bir zihin ile okursanız daha akıcı oluyor yazımları. Tavsiye edeceğim bir kitap değil,nacizane.
Kimsenin düşüncesi yaşamıyla çakışmıyordu. Herkes başka türlü yaşıyor, başka türlü düşünüyordu. (Herkesin tasası da bana düşmüştü) Bütün kimlikler parçalanmış, bütün ilişkiler üç beş kişiye inmişti. Kalpleri küçük insanlarla görüşmemeye çalışıyordum. Kalpleri ve yaşamları kküçük insanlarla baş başa kaldım.
Kitapta yalnızca yazarın mektuplarını okumamız hasebiyle o "tek taraflı aşk"ı bize daha çok hissettiriyor. Böylesine bir aşka bir karşılık bulmadan nasıl düşülür,doğrusu insan hep bunu düşünüyor... Cümlelere yüklenilen anlamlar,üslup zaman zaman avam bir ifadeyle kurulurken bazen duygular oldukça yüksek şekilde ifade ediliyor. Leyla Erbilin bu denli büyük bir aşka kayıtsız kaldığını verilen cevaplardan gördüğümüz halde çoğu zaman şunu düşündürdü; Ahmet Arifin duygularını hora kullanacak kadar az seviyor ama kaybetmeyi göze alamıyor. Sevgi ve bağlılık o kadar yoğun ki belkide o özel olma hissinin bağımlılık yapan duygusundan kurtaramıyor kendini. Okunmaya değer.