Kâinat terakki ve kemâle ulaşma yolunda devamlı surette ilerliyor; biz de bu tekâmülün seyriyle âhenk içinde ilerlemeye mecburuz. Nasıl kainatta bir tekâmül maksadı varsa, bizim şahsî hayatımızda da aynı şekilde bir tekâmül gayesi vardır. Boş yere meydana atılmış değiliz; hayatımız ve eserlerimiz hiçlikten ibaret kalmayacak... Käinatın tekâmülüne biz de fert olarak yardımcıyız. Yaratılışımız ulvi bir kanuna bağlıdır. Bu ulvî kanun, kâinatın tekâmülünü, bu tekámüle bizim de yardımcı olmamızı, tekâmüllerin ayrılmaz bir parçası olan ve insanları hakikate, iyiliğe ve güzelliğe sevk eden ahlâki kanunun kurallarıyla süslenmemizi emrediyor.