İp üstünde, günler, geceler ve mevsimler geçecek, sabahları açılan perdeler, akşamları kapanacaktı. Her pencerenin ardında bir televizyonun ışığı deli danalar gibi dönüp duracak, her sabah giden insanlar, her akşam dönecekti. Onlar gidip geldikçe "Nedir, mesele nedir?" şeklinde bir soru kafamı karıştıracaktı. Garip rüyalar görecek, ay ile konuşacaktım. "Hayat hakkında fikrim yok," diyecektim kendi kendime.