Güneş Ülkeliler et, tereyağı, patates, peynir, hurma ve çeşitli sebzeler yerler. Önceleri, et için hayvanları öldürmek istemiyor, bunu vahşet olarak görüyorlardı. Sonraları bitkilerin de canlı olduğunu, onları yok etmenin de aynı şekilde vahşet sayılması gerektiği görüşüne varmışlar. Öte yandan bu durumda kendilerinin açlıktan öleceklerini düşününce, aşağı düzeydeki varlıkların yüksek düzeydeki varlıklar için yapıldığını düşünmüşler ve her şeyi yemeye başlamışlar.
...büyük yoksulluk insanı alçaltır, onları ikiyüzlü, hırsız, yalancı hale getirir; zenginlik de insanı küstah, kibirli, cahil, duyarsız, uyuşuk ve hain yapar.
Eğer bizim papazlarımız ve rahiplerimiz ailelerinin ve dostlarının çıkarlarını gözetmeseler ya da rütbelerini yükseltme hırsı içinde olmasalar, kuşkusuz bütün insanlara karşı daha sevecen olurlardı.
...mülkiyet insanların eş ve çocuklarıyla birlikte aynı evde yaşamalarından doğmuştur; bu bencillik yaratır. İnsan, çocuğuna zenginlik ya da saygınlık kazandırmak ya da onlara miras bırakmak için, gücüne güvenerek bir şeyden çekinmezse, açıkça saldırgan bir hale gelir veya gücü yoksa cimri ve ikiyüzlü olur. Ama bencilliği ortadan kaldırırsanız geriye evrensel sevgi kalır.