O esnada otobüs terminallerinde, mahalle aralarında toy oğlanları askere uğurladılar. Ölmeye veya öldürmeye ayakları gitmeyen delikanlıları arkalarından itelediler.
Gidenlerin bazıları kan kırmızı bayraklara sarılı tabutlarda döndü. Televizyonlar, tabut başında acı ile yıkık insanlar getirdiler ekranlarına. Erkekler, kahvehanelerde haberleri izlediler. Birinci dereceden maaşlı devlet memurları "gak guk" dediler kameralara. Onlar dudaklarını oynatıp bazı kelimeler sarf edince, ölüm "şerefli bir vazife", hatta "kutsal" bir şey oldu. Böylece kabulü kolay oldu.