Ardıl

Kütle + Zaman akışı = 4. Boyut
Bir cisim kütleçekimi alanına girdiğinde boşluktaki biri onu daha yavaş görmeye başlar. Mesela, bir kişi boşlukta bir kişi ise bir kara deliğin çekim alanına kapılmış olsun. Kara deliğin çekim alanındaki kişi için geçen 1 yıl, boşluktaki kişi için 10 yıl olur. Bu değerlerin gerçek orantısı kara deliğin ne kadar güçlü çektiğine bağlıdır. Bu zaman ve kütle çekim ikilisini daha iyi anlamanız için basit bir örnek sadece. Daha yüksek bir yerçekimi potansiyelinde zamanın daha yavaş çalıştığı bir olgudur. Einstein'ın Genel Görelilik Teorisi için alan denklemi çok karmaşıkken, zaman genişlemesi için denklem çok daha basittir ve nispi hareket için zaman genişlemesi denklemine belirli bir benzerlik gösterir.
Fizik
Reklam
Aşk ile yürüyen sırtında dünyayı taşır. Aşksız yürüyen beden diye bir ceset taşır.
Aşk ve Şiir
Evveldi, çok evvel. Yan yanayken saate bakmanın ayıp olduğu zamanlardı. Karşılıklı oturdun mu masaya, bir gözlere bir de uzaklara bakılırdı, eski yad edilirken. Ellerde telefonlar yoktu, çocuktuk. Büyükler, eski günleri konuşurken uyuyakalmak diye bir şey vardı, sevmeler sessiz ve sebepsizdi. Ne gösterişe gelir, ne nedenlere sığardı. Her şeyden önce samimiyet gelirdi. Sevda sırdı, söylenmezdi çay ile demlenir, dua ile süslenir, aminlerle süslenirdi. Sevilenin adına türküler yakılır ama onun ardından kimseye yakınılmazdı. Eşyalar pahası ile değil, hatırası ile kıymetlenirdi. İnsanlar aldıkları ile değil, verdikleriyle değer ifade ederdi. Sâhi utanmak diye bir şey vardı. Yüzsüzlük, profesyonellik adı altında prim yapmıyordu. Dert çekmenin bile bir adabı vardı, gönlün yükü gözlerden anlaşılırdı. "Depresyon yok, gönül yorgunluğu vardı." Gönülden geçen ile dilden dökülenin arası böylesine uzak, böylesine hoyrat değildi. Evveldi, güzeldi ve tükendi... "Biz, bu içimizdeki uçurumları ve kalpler arasındaki mesafeleri sonradan icat ettik."Henüz yenilmemiştik kendimize ama yenildik, güzel duyguları kaybettikçe. Mutluluklar fotoğraf karelerinden ibaret değildi, mutlu edilmek isteği hastalıklı bir hâl almamıştı. Eşyalar değil insanlar ağırlanırdı evlerde ve kalplerde. Henüz bu kadar yalnız değildik! Başkalarınca beğenilmek her şeyden önemli değildi ama dedim ya; "Evveldi, güzeldi, güzel duyguları yitirdikçe tükendi..."
Hasret
İyilik kolektif bilincin bir ürünü mü?
İsviçreli psikiyatrist Carl Jung bastırılan ve yasaklanan fikirlerin, bilinçten kasıtlı olarak uzak tutularak, bilinçaltına sürgün edildiğini düşünüyordu. Onu Freud'dan ayıran nokta ise bilinçdışını, kişisel ve kolektif olarak ikiye ayırmasıydı. Kişisel bilinçdışı basitçe unutma ya da bastırma nedeniyle bilincin dışına kaymış kişisel deneyimleri içeriyordu. Kişisel bilinçdışının İçindekiler bireyin yaşam deneyimlerinden gelmekteydi. Kolektif bilinçdışı ise insanlığın tüm evrensel mirasını barındırıyordu. Burası evrensel insani hallere olan tepkilerimizin bir nevi kütüphanesi niteliğindeydi. Ayrıca bireyin yaşamıyla sınırlı olmayıp varoluşun büyük, kişisel olmayan hakikatlerini kapsıyordu.
Psikoloji
Reklam