Alex, Alex, Alex… Ama bu bahsettiğim Fenerbahçeli Alex değil. Sadist, zorba ve sapkın olan Alex!
Kitap rahatsız edici bir şekilde başlayıp aynı şekilde ilerliyor ve aynı rahatsız edicilikle son buluyor. Okurken “Ne zaman ilahi adalet tecelli edecek? Ne zaman hak ettiğini bulacak?” diye bekliyorsun ama hikâye başladığı gibi huzursuz bir atmosferde sona eriyor.
Alex ülkemizde yaşıyor olsaydı, muhtemelen “suça sürüklenen çocuk” yasasıyla elini kolunu sallayarak aramızda dolaşırdı. Belki şu anda bile benzer kişilikler aramızda; belki de bir zamanlar Alex gibi olup kendine insan derisi geçirerek aramızda kamufle olmuş hâlde gezen Alex’lerle çevriliyiz…
İyilik, iyi olmayan birine kazandırılabilecek bir duygu değildir. Bunu da eserin karanlık ve rahatsız edici atmosferinde açıkça görebilirsiniz.
Otomatik PortakalAnthony Burgess