Ahmet Ümit’in Yırtıcı Kuşlar Zamanı adlı eseri, bende ne yazık ki beklentimin altında bir izlenim bıraktı. Yazarın diğer kitaplarında yakaladığım derinlik ve atmosferi bu eserde hissedemedim. Okuma sürecinde acele etmemeye, metni sindirerek ilerlemeye özellikle özen göstermeme rağmen, anlatının sanki hızla toparlanıp sonuca bağlanmış olması “oldu bittiye gelmiş” bir duygu yarattı.
Romanın merkezinde yer alan Komiser Nevzat’ın geçmişine dair önemli bir olayın ele alınması ise başlı başına ilgi çekici bir tercih. Ancak bu olayın anlatımı, daha çok bir özet geçiliyormuş hissi uyandırıyor. Okuyucu olarak karakterin yaşadıklarını derinlemesine hissetmek isterken, yüzeyde kalan bir anlatımla karşılaşmak eserin etkisini zayıflatmış.
Bu nedenle kitap, güçlü bir potansiyele sahip olmasına rağmen, anlatım derinliği ve tempo açısından beni tam anlamıyla tatmin edemedi. Ahmet Ümit’in diğer eserlerinde yakaladığım o yoğun atmosferi ve karakter derinliğini bu kitapta bulamayınca, ister istemez beklentilerimin gerisinde kaldığını düşünüyorum.
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit
Baştan sona akıcı, sıkmayan ve sürekli merakınızı körükleyen bir eser. Yazarın diğer eserleri kadar iyi ya da kötü diyemem ama bana kendini beğendirmeyi başardı…
KaikenJean-Christophe Grangé
KaikenJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20136,2bin okunma
Okumak isteyenlere en başta şunu söylemem gerekir: Bu eseri, Dark dizinin konusunu anlatan bir kitap sanarak aldıysanız sizi hayal kırıklığı bekliyor. Olağanüstü bir olay örgüsü sunmasa da, dizinin popülerliğinden yararlanarak yazılmış, mitolojik öğelerle bezeli ve kendini okutan bir eser olduğunu söyleyebilirim.
Metnin kendisinden mi yoksa çeviriden mi kaynaklandığını tam kestiremesem de, Türk mitolojisindeki Öte Han’a yapılan göndermelerle zaman tanrılarına ve mitlerine doyuyor; saatin ilk evrelerinden son aşamalarına kadar zamanı ölçmeye yarayan bu aletler ile "Zaman Yolculuk" temasını konu edinen bir hikaye örgüsü olduğunu görüyoruz.
Dizide “kızı annesi, annesi kızı olan” Charlotte karakterini ile adaş karakterimiz, kimi bölümlerde tekrarlayan görevlerle bir bilgisayar oyunu havasına bürünse de, ben keyifle okudum.
Zamanda YolculukH.G. Tannhaus
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol
İnancın nasıl bir “uyuşturucuya" dönüştürülebileceğini, sorgulamayı yok eden mekanik bir itaat düzeninin nasıl kurulabileceğini ve bunun arkasındaki korkutucu psikolojiyi tüm katmanlarıyla gösteriyor. Yükselişin ardındaki nedenleri, niçin böyle bir yola çıkıldığını görürken yer yer insanın içi burkuluyor.
Roman, yola birlikte çıkan üç arkadaşın; Nizamülmülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah’ın kesişen hayatlarını da yüzeysel işlese de. Gençliklerinde birbirlerine verdikleri sözleri, unuttuklarını sandıkları bağları ve sonrasında farklı yönlere savrulan kaderleri, hikâyeye hem tarihsel hem duygusal bir derinlik katıyor.
Kitap hakkında söylenecek çok şey var, fakat en doğrusu onu bizzat elinize alıp okumak. Çünkü anlatılan dünyanın ağırlığı, karakterlerin iç gerilimleri ve kurulan düzenin karanlığı, ancak sayfaların içinde yavaş yavaş hissedildiğinde gerçek etkisine ulaşıyor.
Mary ShelleyFrankenstein
Benim için yılın en çarpıcı eserlerinden biriydi. Frankenstein, yalnızca anlatısıyla değil, doğuş hikâyesinden itibaren taşıdığı ruhla da okuru derin bir düşünceye sürüklüyor. Mary Shelley, bencillik, yalnızlık ve intikam gibi ağır temaları incelikle örerken, yaratıcı ile yaratılan arasındaki kırılgan bağın nasıl bir uçuruma dönüşebileceğini ustalıkla gösteriyor. Yaratıcının kör hırsı uğruna sonuçları umursamaması, trajedinin temel taşını oluştururken; yaratılanın, yaratıcısından talep ettiği tek bir karşılığı bile alamayışının acısını biz okurlar da iliklerimize kadar hissediyoruz. Bu roman, insanın hem tanrılaşma arzusunu hem de sorumluluktan kaçışını sessiz ama sarsıcı bir dille yüzümüze vuruyor.
Severek okudum ve gönül rahatlığı ile öneririm...