Kadir

Kadir
@SkyIine
AYNADAKİ YABANCI
Değer görmek ne güzel şey... Bu hissi hiç tatmamış bir insan bile, sevilenleri izleyerek onun güzelliğini içten içe sezer. Fakat bu izleyiş, zamanla acıtıcı bir kıyaslamaya dönüşür. İnsan imrenerek sormadan edemez: "Benim ne eksiğim var? Yanlışı nerede yapıyorum, onlar hangi doğruyu yapıyor?" Peki, sevilmek bir doğru-yanlış meselesi midir? Kusuru hep kendimizde aramak ne kadar adil? Belki de sorun bizim eksikliğimiz değil, sadece dilimizi henüz hiçbir kalbin bilmemesidir. Unutmamalı; insanın değeri başkalarının sevgisiyle değil, kendi yalnızlığına nasıl sarıldığıyla ölçülür.
Duygu ve Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ruhu özgür olan, kendine de gülebilendir.
Ruhunu kirletmeden uçuruma bakabilen azdır.
Alıntı
Dürüst olmak gerekirse tüm o çabadan rahatsız oluyorum. Birileri ile tanışıyorum ve tanıştığım insanlar ne kadar farklı olduğunu göstermeye yönelik hareketler sergiliyor. Uzun süre boyunca buna denk geldikten sonra artık en sıkıcı ve sıradan olanın en tahammül edilebilir olduğunu fark ediyorsun. Çünkü karşında bir karakter inşaasından ziyade farklı ilgi çekici bir ürün satmaya çalışan pazarlamacı varmış gibi duruyor. Çok az insanın ilgi duyduğu ilgi alanların, çizdiğin iğrenç çizimler, çaldığın enteresan çalgılar ya da hangi ideolojinin kaçıncı kolunun kaçıncı bacağı olduğu belli olmayan görüşlerin umrumda değil. Rol satman umrumda değil. Süper kahraman ya da süper kötü olmanla ilgilenmiyorum. Söylemek istediğin şeylere uyguladığın sansürü hissediyor ve küfür etmediğin her an için tiksinti duyuyorum. Tane tane konuşma çabanı önemsemiyorum. Televizyon programlarında kimsenin beğenerek içmediği kutu içecekleri beğenerek içiyormuş taklidi yapan sunuculara benziyorsun. Bu bir kayıp. Bu kaybı fark etmek yıllar sürüyor. Yıllar öncesinde her şey daha farklıydı. Ne kadar ilgi çekici insanlar? Ne kadar kendini geliştirmiş insanlar? Vay be ne kadar uyum sağlayabileceğim insanlar? Meğer hepsi birer rolmüş. Bu kadar tahmin edilebilir bir "farklılığı" ya da "özgün" kişiliği görmek artık sadece midemi bulandırıyordu. Birbirinin tamamen aynısı farklılıkları görmek enteresan. Aynı uyuşturucuları kullanıyor aynı yemekleri yiyor aynı kıyafetleri giyiyor aynı mekanlarda takılıp aynı müzikleri dinliyor aynı fikirleri söylüyor aynı "farklı" dövme modellerine sahip oluyorlar. Dehşet verici düzeyde sıradan ama sıradan kadar güzel değil
Mesafeli olmanın en iyi yanı budur; kararlarını sorgulayamazlar… Düşüncelerini yargılayamazlar ve sen izin vermedikçe hayatına dahil olamazlar. Çünkü herkes sana yakın olmayı hak etmez. Herkes seni anlamaya çalışmaz, çoğu sadece kendine göre yorumlar. Sen kendine bir sınır koyduğunda, aslında kimlerin o sınırı aşmaya değer olduğunu da görmüş olursun. Mesafe koymak kaçmak değildir. Aksine, neyi kabul edip neyi etmeyeceğini bilmenin en net halidir. Her şeyi anlatmak zorunda değilsin, herkese kendini açıklamak zorunda hiç değilsin. Bazen bir adım geri durmak, kendine daha dürüst olmanın tek yoludur.