Cem Vardar

1950'de Bulgaristan hükümetinin tavrı
Bulgar hükümeti Türk azınlığa, farklı yollar uygulayarak baskı ve yıldırmaya devam etti. Türk aydınlarını casuslukla suçlayıp görevlerinden uzaklaştırdı. Türk aydınlarını bu şekilde yıldıramayacağını görünce onları sürgün etmeye başladı. Türkler tren vagonlarına doldurulup ülkenin ücra noktalarına gönderildi. Ekim 1949'da; Mestanlı, Koşukavak ve Darıdere bölgelerinden 28 katar vagon dolusu Türk Kuzey Bulgaristan'a sürüldü. Eylül 1950'de, Koşukavak'tan 63 vagon Türk de Troyan, Razgrad ve Şumnu'ya gönderildi. Bulgaristan, Haziran 1950'de Kore Savaşı'nın çıkmasının hemen ardından 10 Ağustos 1950 tarihinde, Türkiye'ye bir nota vererek göç etmek isteyen 250 bin Türk'ün üç ay içinde kabul edilmesini istedi. Sovyetlerin en büyük müttefiki olan Bulgaristan bu şekilde Türkiye'yi köşeye sıkıştırmanın hesabını yapmaktaydı. Türkiye, Bulgaristan'a karşı nota vererek bu göçü 1925 tarihli ikamet sözleşmesi çerçevesinde müzakere etmek istediğini belirtti.
Sayfa 275 - Yeditepe Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
1945 sonrası göçler
Komünist yönetim üretim araçlarını devlet tekeline aldığı için Türk azınlığın bütün geçim kaynakları devlet emrine alındı. Bulgar yönetimi Türklerin üzerindeki vergi yükünü artırmak suretiyle onları sindirmeye çalışıyordu. Faşist rejimin de benimsediği bazı sindirme uygulamaları komünistler tarafından da benimsendi. Buna göre Türk ailelerin belli yaşlardaki çocukları "Trudovak" adı verilen işçi asker taburlarına alınıp ağır işlerde çalıştırılıyorlardı. Okul çağındaki çocuklar ise "Brigadir" denen kısa süreli işçi taburlarında çalışmaya zorlanmaktaydı. Öte yandan hükümet, Türklerin cemaat yapısını kırıp onları Bulgarlarla kaynaştırıp asimile etmeye çalışıyordu... Bu durum Türklerin, Türkiye'ye göç etme taleplerinin artmasına ve hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Bulgaristan hükümeti nezdinde bu konuyla ilgili girişimlerde bulunmalarına yol açtı. Sofya, Varna ve Filibe'deki Türk konsolosluklarına vize talebiyle gelenlerin sayısı çok yüksekti. Türk hükümeti, 31 Mayıs 1947'de serbest göçmen statüsü ile gelmek isteyenleri kabul etme kararı aldı. Bu, göçmen sayısının sınırlı kalmasına sebep oldu. 1947 yılında 1763, 1948'de 1514, 1949'da ise 1670 kişi Türkiye'ye gelebildi.
Sayfa 274 - Yeditepe Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
1945 sonrası Bulgaristan-2
Bulgar Komünist rejimi, Türk azınlığı ekonomik olarak yıpratma ve bazı kültürel haklarını elinden alma politikası izledi. Bunun sonucunda öncelikle Mayıs 1945'te, Türk rüştiyelerinden alınmış diplomaların geçerli sayılması için diploma sahiplerinin Bulgar ortaokullarında bütün dersleri verme zorunluluğu getirildi. Ardından 1946 yılında özel statüsündeki Türk okullarını devletleştirdi. Devletleştirilen bu okullarda Türkçe ders saatleri azaltılarak Bulgarca ders saatleri artırıldı.
Sayfa 273 - Yeditepe Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
1945 sonrası Bulgaristan
Komşu Bulgaristan'da rejim değişikliği demokratik yollardan olmadı. Rus ordularının 8 Eylül 1944'te Bulgaristan'a girip Varna, Rusçuk ve Silistre'yi ele geçirmesiyle ortaya çıktı. Böylece Bulgaristan'da faşist rejimin yerini komünist rejim aldı. Bu rejim değişikliği ilk zamanlarda Türkler arasında, baskıların sona ereceğine dair umut yarattı. Komünistler, Türk okullarının kapatılması, Türkçe ders basılmaması, Türklerin gazete ve dergilerinin çıkarılamaması gibi bildiklerini, bu problemlerin kısa sürede çözüme kavuşturulacağını ifade edip umutları iyice arttırmaktaydı. Hatta Türk köylerinde okul, kütüphane ve kültür salonları açılması Türkler tarafından sevinçle karşılandı. Ancak kısa süre sonra, Bulgar komünist hükümetinin samimi olmadığı sadece Türk azınlığı kendi politikaları içinde eritip sindirmeyi amaçladığı anlaşıldı. Komünistler, 1948 yılına kadar eski kapitalist rejimin hakimiyetini devam ettirmesine müsaade ettiler. 1948 yılında ise kolhoz sisteminin kurulması ile uygulanmak istenen asıl rejime geçilerek komünizm oturmaya başlamıştı.
Sayfa 273 - Yeditepe Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Bulgaristan'dan Türkiye'ye devam eden göçler
Türklerin Bulgaristan'dan göçü, mevcut antlaşmalar çevresinde mümkün olmaktaydı. Bulgaristan'da yaşayan Türkler, menkul mallarını, hayvanlarını ve istedikleri zaman tasfiye etme hakkı taşıdıkları gayrimenkullerinin satış bedellerini beraberlerinde getirmek suretiyle Türkiye'ye gelebiliyorlardı. ll.Dünya Savaşı'ndan önce 1938 senesine kadar Bulgaristan'dan Türkiye'ye bu şekilde her sene 1000 ila 1500 göçmen geldi. 1939 yılına kadar işe göçmen sayısı 180.919 kişi olmuştur. 1939 senesinde bu göç biraz daha hızlanarak normal miktarı aştı. Ama savaş sırasında göçün azaldığı hatta durma noktasına geldiği görülmektedir. Resmi kayıtlara göre 1939 yılında Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelen göçmenlerin sayısı 17.777 iken bu miktar 1942 yılında 2672, 1945'te 630 kişiye, 1948'de ise 98 kişiye düştü.
Sayfa 270 - Yeditepe Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam