Cem Vardar

Sultan Selim'in Avrupa'da bıraktığı etkilerden...
Avrupa adındaki çekişen devletler mozaiğinin tam tersine, Osmanlı İmparatorluğu üç kıtada birleşik bir ezici güç olarak hüküm sürdü. Papa'nın piskoposlarından birine yazdığı gibi, "Biz müzakere edip yazı yazarak zamanımızı boşa harcarken Türk, vaktini işe koyulup planlarını hayata geçirmek için harcıyor ve daha biz onun yola çıktığı haberini bile almadan birkaç Hristiyan limanını ele geçirmiş olacak!"
Sayfa 452 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mısır'ın Fethi'nin Bazı Sonuçları
Ticari ve ekonomik tedbirleri, imparatorluğun izlediği jeopolitik stratejide her zaman merkezi bir rol oynamıştı. Sultan Selim, gelecekteki herhangi bir askeri girişimde bunların belirleyici etkenler olacağını biliyordu. Yüzyıllardır dünyanın aracısı olan Osmanlılar, Arap yarımadasında güçlerini Hint Okyanusu'na taşımalarına yarayan yeni topraklarla etki alanlarını genişletmişlerdi. Piri Reis, Kahire'de Sultan Selim'e dünya haritasını sunduğunda, Padişah akıllıca davranarak batı yerine doğuya oynamıştı. Yakın zamanda Atlantik'in açılmış olmasına rağmen dünya ticareti çoğunlukla -vebanın getirdiği sonuçlarla beraber- hâlâ Akdeniz ve Asya arasında faaliyet gösteriyordu. Aslında, Atlantik ticaretinin Avrasya ticaretini geride bırakmaya başlamasına daha bir asırdan fazla vardı. Sultan Selim'in tüm Doğu Akdeniz'de yeni elde ettiği hakimiyet doğu ve batı arasındaki ticaret üzerinde neredeyse tam kontrol sağlamasına olanak tanıyarak Osmanlı İmparatorluğu'nu dünyanın başta gelen ekonomik ve jeopolitik gücü haline getirdi.
Sayfa 396 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Mısır'dan Dönüş
Sultan Selim, yaklaşık iki yıl sonra, gemileri karaya çıktıktan çok sonra Temmuz 1518'de İstanbul'a çıktı. Payitahta dönüş yolculuğu kutsal yerleri bir kez daha görmek için Kudüs'ten geçti ve Şam ile Halep'te Osmanlı yönetim geçişiyle ilgili idari işlere nezaret ederek birkaç ay geçirdi. Şam'da İbn Arabî'nin yakın zamanda tamamlanan ve fazlasıyla hoşnut kaldığı türbesini ziyaret etti, Halep'te birkaç gün avlanmanın tadını çıkardı, kalede birkaç toplantı yaptı ve aşağıdaki şehir manzarası karşısında tekrar büyülendi.
Sayfa 393 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Kahve sürprizi
1517'de Sultan Selim'in "sayısız birliği" Suriye'den Kızıldeniz'in doğu kıyısı boyunca güneye doğru akarken, daha önce hiç de rastlamadığı bir şeyle karşılaştı, üzerinde tuhaf, parlak taneler bulunan bir çalı. Kudüs ve Kahire'yi ele geçirmekten, halifeliği üstlenmekten veya İslam tarihindeki en büyük imparatorluğu kurmaktan muhtemelen daha fazlası olan bu bitki, Sultan Selim'in Memlûklüleri fethetmesinin en önemli -ve kesinlikle en kalıcı- sonucunu temsil ediyordu. Selim'in ordusunun Yemen'de bulduğu şey kahveydi. Hiç kimse, en azından batıda, bir Osmanlı padişahının kahveyi bugün olduğu küresel fenomen hâline getirmesinin kıymetini bilmez...
Sayfa 385 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Mısır'ın Fethi-Ocak/Şubat 1517
Memlûklülerin tahttan indirilmesi, Kahire sokaklarında düzenin yeniden sağlanması ve ticaretin yeniden akmaya başlamasıyla Sultan Selim, yeni fethettiği geniş toprakların yönetimini organize etmek için hummalı bir çalışmaya girişti. Savaş başka şeydi, yönetim başka şey. Selim hayatı boyunca her ikisinde çok başarılı oldu, Trabzon'da ve daha yakın zamanda Suriye'de öğrendiklerini şimdi Mısır'a uyguluyordu: uzun süredir devam eden mülk sahiplerini tanıdı, pazar müfettişlerinin ve diğer hayati önemdeki yeni yetkililerin atamasını yaptı, vergi oranlarını aynı tuttu. Kuzey Afrika'nın Libya, Tunus ve Cezayir eyaletlerinde Sultan Selim, Osmanlı İmparatorluğu'na bağlılıkları karşılığında, görevde olan valileri tanıdı... Suriye, Mısır, Kuzey Afrika ve Hicaz'da Sultan Selim, mevcut durumu korumayı hedefleyen sabit Osmanlı taktiğini uygulayarak, yönetilenlerin yeni rejimi kabul etmesini kolay ve makul bir hâle getirdi.
Sayfa 373 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı