Cem Vardar

Cem Vardar

, bir kitap okudu
9/10
·320 syf.·
Beğendi
·
88 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2025 00:46
·
2025 26. kitabı
Ali Dadan
9/10 · 8 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mısır Seferi sırasında Kudüs...
Sultan Selim, Aralık ortalarında(1516) yine küçük bir müdahaleyle Kudüs'e girdi, çünkü tıpkı Şamlılar gibi şehrin sakinleri onun gelişini bekliyordu. Yaptığı ilk işlerden biri, Kudüs'ün Hristiyanlarını ve Yahudilerini koruma sözü vermek oldu. Kolomb Kudüs'ü fethetmeyi başarmış olsaydı, İslam'ı yok etme konusundaki uğraşıları göz önüne alındığında, buna denk bir koruma eylemi hayal bile edilemez gibi duruyor. Sultan Selim ayrıca Kudüs'teki Ermeni, Kıpti ve Habeş kiliselerinin temsilcileri yanı sıra hahamlık liderleri ile de görüştü ve onlara ibadetlerini, mülklerini ve cemaat ilişkilerini Osmanlı yönetiminin değiştirmeyeceğine dair güvence verdi. Kutsal Kabir Kilise'sindeki Fransisken rahiplerinin maaşlarını arttırdı ve şehri ziyaret eden Hristiyan hacılar için vize ücretlerini düşürdü...
Sayfa 360 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
1511 yılı genel siyasi durum
Şehzade Selim'in İstanbul'a ilerlediği ve Şahkulu isyanının imparatorluğun dört bir yanına kargaşa tohumları atmaya devam ettiği 1511 yılı, dünyayı sonsuza dek yeniden şekillendirecek başka siyasi düzenlemelere ve uzun mesafeli askeri seferlere sahne oldu. 1500'lü yıllarda, dünyanın dört bir yanındaki imparatorluklar birbirlerinin işgallerine ve yayılmalarına kendi savaşları ve istilalarıyla karşılık verdiler. Bu da toprak ve stratejik deniz yollarının, kara ticaretinin kontrolü adına küresel bir yarışa neden oldu. Yalnızca 1511'de, Portekizliler Güneydoğu Asya'da Malaka'yı ele geçirdi, İspanyollar Küba'yı işgal etti, Taino Porto Riko'da ayaklandı, VIII. Henry İngiltere'nin büyüyen denizaşırı hırslarının bir yansıması olarak donanmasında o zamana dek görülmüş en büyük savaş gemisi Mary Rose'u inşa ettirdi. Şehzade Selim o yaz, Osmanlı tahtını ele geçirmeye her zamankinden daha yakındı. Sadece payitahta çok yakın olmakla kalmadı, aynı zamanda müthiş bir savaş gücüne, Kırım hanlarının yanı sıra bazı yeniçerilerin de desteğine sahipti. Desteği ne kadar etkileyici olursa olsun, Şehzade Selim'in ordusu, imparatorluk ordusunun kalitesi, büyüklüğü ve babasının anında toplayabileceği askeri kaynaklarla kıyaslandığında sönük kalıyordu. Savaş meydanındaki eksiklerinden daha ürkütücü olan, Şehzade Selim'in aşmaya çalıştığı emsalin yüksek duvarıydı. Padişah olmak için, Osmanlı İmparatorluğu'nun hanedan tarihinde eşi görülmemiş bir eylemde bulunarak kendi babasını öldürmek zorunda kalacaktı. Şehzade Selim başarısız olursa kesinlikle öleceğini, on altıncı yüzyılın başlarındaki küresel siyasi mücadelelerin unutulan mağluplarından biri olacağını biliyordu.
Sayfa 272 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Sultan Bayezid en güvendiği Paşa'sını kaybediyor..
Karagöz Paşa, Şahkulu'nu Teke'den Batı Anadolu'ya kadar takip etti. Kasabadan kasabaya, isyancıların artlarında bıraktıkları katliama tanık oldu. Şahkulu'nun yaklaşık yirmi bin kişilik yağmacı Şii güçleri, camileri hatta Kuran'ı bile yaktı. Kasaba sakinleri, cinayet ve tecavüz, yağma ve yıkım hikayeleri anlattı. Örneğin, Antalya'nın yaklaşık üç yüz kilometre kuzeyinde, tepelik, denize kıyısı olmayan Kütahya şehrinde isyancılar "her şeyi -erkekleri, kadınları ve çocukları- ve hatta ihtiyaçlarından fazlası varsa koyun ve sığırları bile yok ettiler, kedileri ve tavukları telef ettiler. Kütahya vilayeti sakinlerinin değerli eşyaları -halılarını ve bulabildikleri her şeyi- yağmalayarak yaktılar." Nisan ayı sonunda, Kütahya'nın yüz elli kilometre kuzeyindeki Bursa'da bir kadı, yeniçeri ağasına şehrini korumak için derhal asker göndermesini rica ederek, takviye gelmezse "iki gün içinde şehrin kaybedilebileceğini" yazdı. Karagöz Paşa Bursa halkının şansına Kütahya'da Şahkulu'nun kuvvetlerine yetişti. Şahkulu'nun isyancıları sayıca Osmanlı birliklerinden, imparatorluk açısından acıklı bir durum olarak görülebilecek kadar fazlaydı. Sayıca az ve moralsiz ordu, Kütahya'da hemen bozguna uğratıldı ve Karagöz Paşa isyancıların eline geçti. 22 Nisan 1511'de, Kütahya Kalesi'nin önünde uluorta onu kazığa oturttular ve sonra başını kesip cesedini yaktılar..
Sayfa 253 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Şehzade Selim'in proaktif tedbirleri
Şehzade Selim, imparatorluğu eski ihtişamına ve gücüne kavuşturmak, askerlere ve tebaaya bu hedefini aşılamak için can atıyordu. Saray entrikalarını, hizipçiliği ve açgözlülüğü reddediyordu. Orduyu, ayrıcalıklı köle sınıflarının kendilerinden önce imparatorluk için savaştığı günlere döndürmek istedi; onlara kıyasla pek çok haktan mahrum özgür müslümanlar, etnik azınlıklar ve diğerlerinden oluşan bir savaş kuvveti kurdu. Kim olursa olsun, Şehzade Selim şevkle ve ilhamla savaşacak adamlar, fedakarlık yapmaya hazır askerler istiyordu.
Sayfa 257 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı