İnsan bir kaybedendir.
Ve yine insan kayıplarını kazanca, yenilgilerini birer zafere dönüştürebilendir. Belki de bu yüzden mahkûm edildik yenilmeye. Kazanma sanatını öğrenmek zorunda kalalım diye. Eserini en üst düzeye çıkarmak isteyen bir sanatçının şimdiye kadar yapmış olduğu en iyi sanat biz olalım diyedir belki de bunca acı. Kaybetmeyi nihayet öğrenen, sindiren, kabul eden ve sonunda bütün kayıplarını zaferlere dönüştürebilen bir sanat eseri olabilmek için. Her birimiz. Arkada tek bir kişi bile kalmayana dek.
Acı çekeceğiz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bilgi sahibi olmak yettiyse bize, bunca yetinmezliğimizin nedeni nedir? Yediklerimizi neden hazmedemiyoruz? Yoksa bizler yanlış şeylerle mi doyurmaya çalışıyoruz kendimizi? Yoksa biz de yolun ba- şındaki Yunus gibi neyin açlığını çektiğimizi bilemiyor muyuz? Her gün karşımıza dikilen ve bize "Nefes mi istersin yoksa buğday mı?" diye soran hayata karşı, yoksa hep buğday diye mi cevap veriyoruz?
Zaten bir kere ilmin o engin sularında yıkanınca, hakikatin lezzetini bir kere tadınca insanın gözü başka bir şey görür mü? Bir kere hakikat deryasına dalınca dünya malı olan o damlaya tamah eder mi artık insan..
Dünya aşkı bir ön davettir. Bir fırsat ve fragmandır. Asıl filmin oldukça küçük bir bölümüdür. Ve her şeye gücü yeten, herkese şefkat duyan, o büyük aşkına ön hazırlık olan dünya aşkını da esirgemez kimseden.