Umut edilmektedir ki "basın özgürlüğünün" yozlaşmış ya da zorba bir idareye karşı koymak adına herhangi bir savunmaya gereksinim duyduğu zamanlar bir daha yaşanmasın.
İnsanın ister yönetici olsun ister vatandaş, kendi fikir ve beğenilerini bir başkasına kabul ettirme eğilimi insan doğasına özgü birtakım en kötü ve en iyi duygular tarafından öylesine beslenmektedir ki, güce sahip olma arzusu bunu dizginlemekte son derece başarısızdır. Güç denen şey de azalmayıp devamlı çoğalan bir şey olduğu için, bu fenalığın önüne sağlam bir ahlaki inanç sistemi oluşturulmazsa, dünyanın şu anki koşulları içinde bunun daha da artmasına şaşmamalıyız.
Özgürlük denmeyi hak eden tek özgürlük biçimi, başkalarını mutluluklarından mahrum etmediğimiz ya da mutluluğa ulaşma çabalarında onlara engel olmaya kalkmadığımız sürece, kendi iyiliğimizi kendi bildiğimiz şekilde aramaktır.
Her birey hem bedensel hem de zihinsel ve ruhsal bakımdan kendi refahının bekçisidir.
İnsanlık, birbirine başkalarının istediği şekilde yaşamaya zorlamak yerine, kendi istedikleri gibi yaşamalarına göz yumarak çok daha kazançlı çıkar.
.
Hakikaten de hiç kimse kendi değer yargısının yalnızca kendisinin beğendiği bir şey olduğunu kabul etmiyor. Oysa gerçeklerle desteklenmeyen bir davranış kuralı, yalnız tek bir kişinin tercihi olarak sayılır.