Slmkvrmcgl

İster rasyonalist ister deneyci veya başka bir zihni disiplin içinden bakılsın, sebebin araştırılması bilimsel çabanın temelini oluşturur. Bu, modern zihinle uyum sağlar; çünkü fizik gerçeklikteki sebep tabii ki fiziki gerçekliğin cinsinden olacaktır, yani fiziki ve maddi bir hüviyete sahip olmak durumundadır. Ancak olayların gerisinde "sebep" arayan modern zihin "hikmet" aramaz. Hikmet, çoğunlukla ve doğası gereği gizlidir, fenomenlerin iç hüviyetinde gizlenmiş bulunmaktadır; araştırılmayı gerektirir. Hemen kendini bize ele vermez, onu sür git aramak ve onun yolunda arayış içinde olmak lazımdır. Hikmeti aramanın yollarından biri görünenden görünmeyene, bilinenden bilinmeyene ulaşmaktır. Ama hikmetin kendisi inkar edildiğinde veya salt sebep seviyesine indirgendiğinde hikmet kendini geri çeker, tekrar derin sırlara bürünür.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Reklam
Geçmişte kesinliği "din"de arayanlar, bu sefer aynı kesinliği pozitivizmle "bilimsel bilgi"de bulacaklarını düşünmüşlerdir.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Biz hangi konumda olursak olalım, bilgisini elde etmek istediğimiz şey(ler) hakkında asla tümüyle tarafsız olamayız: çünkü saf bir ayna değiliz. Şey(ler) hakkında daha önceden veya gözlem sırasında oluşmuş veya oluşan düşüncelerimiz, kanaatlerimiz vardır. Bu ön-düşünce ve kanaatler -bunlara "kök-fikirler' diyebiliriz- şey'e yaklaşırken kullandığımız kavram modelinde ve yaklaşma tarzımızda saklıdır. Salt gözlem konusunu ele alacak olursak, kendi başına çıplak bir gözlem bizi sınırlı bilgi ve kanaatlere götürür. Salt gözlem yanında deneysel gözlem, deney, maddi verilerin istatistiki olarak toplanması ve tasnif edilmesi, bilim çevrelerinin bildiği standartlarla ifade edilmesi; ardından bir takım genellemelere gidip teori kurulması gerekmektedir. Bütün bu süreç lerde insan faktörü büyük bir rol oynamaktadır:
Sayfa 18·Kitabı okudu
Şüphesiz İslam dünyasında neşvünema bulan ilmi gelişme ve faaliyetin algılanışı, ondan beklenen yarar ve fonksiyonların niteliği ile, sonraları Aydınlanma ile birlikte Batı'da ortaya çıkan bilimsel hareket arasında önemli farklar var. Bugün araştırmacılar maalesef yeterince buna dikkat çekmiyorlar.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Batı ile mukayese edildiğinde "İslam" ve "bilim" tartışmasının tarihi çok eskilere dayanmaz. Konunun bir problem olarak vaz'edilmesi Batı ile düşünsel karşılaşmanın gerçekleştiği 19. yüzyılda başlar. Büyük alt üst oluşların yaşandığı bu çalkantılı yüzyılın ikinci yarısında Ernest Renan, Müslümanların zihinlerinin doğası gereği bilime yatkın olmadıkları tezini ortaya attığında, aslında İslam'ın düşünce, bilgi ve irfan mirasına yabancı olan bir tartışma böylelikle gündeme gelmiş oldu. Gerçekte bir sorun alanı olarak formüle edilen bu konu İslam'a ve İslam düşünce (tefekkür) tarihine ait değil, bütünüyle Batı'ya aitti. Fakat Bat kendine özgü her sorunu sanki insanlığın ebedi ve evrensel sorunuymuş gibi gördüğünden, İslam dünyasının Batı etkisine girişinden sonra İslam içinde de benzer bir sorun olduğu farzedildi ve tamamen bir faraziye üzerinden içinden çıkılamaz bir tartışma başladı.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Reklam