Giriş Yap
ѕυlтαɴ
@Sltnnnn
22 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 2)
1695 okur puanı
29 Kas 2020 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
68 syf.
·
Puan vermedi
Aşk bir duygu mudur ? Yoksa hastalık mı?
• Zweig gerçekten enteresan bir yazar. Çok sevdiğim yazarların bile okunamaz derecede kitapları varken zweig ilk novellarında bile kendini okutuyor. Erkek olmasına rağmen bir kadının aşkını yazması da hayalgücünün kuvvetini gözler önüne seriyor. “Sana, beni asla tanımamış olan sana.” Bu cümle kitabın özeti gibi. Kitabın bir aşkı anlattığını açıkçası düşünmüyorum. Kesinlikle hastalık boyutunda olan bir takıntıyı anlatıyor ve olaylar gerçekten abartı derecesinde. Aşkın birçok tanımı var, bu kitaptaki tanım psikolojik bir rahatsızlık, obsesyon olarak işlenmiş gibi geldi bana.. Ki belki de öyledir genel olarak.. Ama "ben tanrıya da inanmıyorum artık, yalnızca sana inanıyorum" dedirten bir aşk tanımı, "başkalarına da bedenimi sattım, ama seni aldatmış sayılmam..." dedirten bir aşk tanımı benim kendi aşk tanımıma tamamen zıt. Yani düşünüyorum ; bir insan nasıl bu kadar bağlanır, nasıl bu kadar sever ve her şeye rağmen sevgisini nasıl kendi içinde bu denli yaşar? Sevdiği adamdan gayri meşru bir çocuk dünyaya getirdikten sonra onu sadece kendi imkanları ile belli bir yaşa getirmesi ve sevdiği adama ölmeden önce yazacağı mektubu oğlunun ölü bedeninin bulunduğu odada yazması da ayrı bir irdelenilecek konu aslında. Belki ilk ve son mektubu yazıp intihar etmesinin sebebi oğlunun onu hayata bağlayan tek varlığın artık nefes almamasıdır kim bilir, sonuç olarak sevdiği hiç onun olmayacak ve biz kadınlar bir erkek ile hayata bağlanmayı kendimize bir amaç olarak adlediyoruz nedense... Bir babanın bir aşığın bir erkek çocuğun varlığı hayatımızda yer etmiyorsa biz kendimizi yaşama bağlayacak bir unsur bulamıyoruz... Şahsen ben bilinmeyen şu kadını hiç sevemedim. Sevmek güzel bir şeydir ancak bağımlılık ve saplantı tehlikeli şeylere yol açabilir. Başkalarının hayatına istediğimiz zaman giremeyiz, herkes bizi sevmek zorunda değil hatta bu hayattaki en zararsız ve yararlı bir birey olsanız bile kimse sizi sevmeyebilir bu normaldir. Normal olmayan ve izin vermemeniz gereken, kendinizi bu şekilde küçültmektir. Bir şey olmuyorsa olmuyordur, zorlamanın yada hayatınızı olmayan bir şey için bu şekilde mahvetmenin bir anlamı yok. Keyifli okumalar...
·
9 yorumun tümünü gör
Reklam
80 syf.
·
Puan vermedi
Son geceniz size şans getirsin...
• Düşünüyorum da insan kendine ne kadar yabancı? Kendimize bu kadar yabancı iken hislerimiz ne halde peki? Robotlaşmış bir şekilde hep aynı şeyleri yaparken bulmuyor muyuz kendimizi? Zweig Olağanüstü Bir Gece’de Tam da kendine yabancı olan bir bireyin ruhsal uyanışını anlatmış. “Gülerek, sohbet ederek dalgalanan bir insan kalabalığın ortasında ben kendi kendimi arıyordum, içimdeki o yitik insanı arıyordum.” Hayatımızın bir kısmında, bizi değiştiren ve insan olduğumuzu hissettiren küçük de olsa bir anın olduğunu fark etmişizdir. Kahramanımız da takvimlerin o "olağanüstü geceyi" gösterdiği sırada kendini buluyor yeniden. Şimdiye kadar hayatının ne kadar boş ve anlamsız geçtiğini ise şu cümlelerle anlatıyor bizlere: "Beni bırakan insanlar, gelen giden kadınlar oldu, her defasında odada oturmuş camın dışındaki yağmuru seyreden biri gibi hissettim kendimi; doğrudan yakınımda olan şeylerle bile aramda camdan bir duvar vardı ve kendi irademle onu yıkacak gücü bulamıyordum."  Zenginliğin, kalabalığın, içinde yalnızlaşan, içindeki hiçbir duyguyu hissedemeyen ve etrafına sürekli rol yapmak zorunda kalan bir adamın öyküsü. Kısa ama bu zaten Stefan Zweig klasiği olan bir durum ve kitap. Birçok eserine hakim olma isteği uyandırıyor okurda.. Kimisi yaşamında kimisi ise bu kitapta olduğu gibi öldükten sonra derlenip yayımlanan kitaplardır. Okura kısa sayfa ve sürede çok şeyin farkındalığını yaşatıyor. Hali hazırda okumayan tüm okurlara tavsiyemdir. Keyifli okumalar...
·
2 yorumun tümünü gör
132 syf.
·
Puan vermedi
Yasaklanan kitap, yasaklanamayan insan...
• Öncelikle yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve gayet akıcı, güzel bir dil kullanılmış. İnsan, varlıkların en yücesidir evet, ama maalesef en acımasızıdır da. Bu kitapta bunu bir kere daha gözler önüne sermiş oluyor. Diğer tüm canlıları sadece amacı için kullanır, gerekçe bazen ihtiyaç, bazen merak ve keşfetme sevdası olabilir fakat sonuç her zaman aynıdır. Kitabın konusuna gelecek olursak. İnsanların ömürlerini uzatmak ve onları gençleştirmek için deneyler yapan bir profesörün, tesadüfen ölmek üzere olan bir sokak köpeğiyle karşılaşması ile başlar. (Ben en başta üzüldüğü için sadece vicdanen evine aldığını düşünmüştüm ama işin aslı bambaşkaymiş.) Doktorun evi sadece bir ev değil ayrıca ameliyathanedir. Profesörün adını Şarik koyduğu köpeğimizin başlarda keyfi bayağı yerindedir. Bu zamana kadar geçirdiği hayatın tam tersi ile karşı karşıya kalır. Bu Şarik için rüyalarında bile göremeyeceği bir hayattır. Günleri standart bir şekilde geçerken bir gün başlarda ayağından ısırdığı doktor Barmental’in içeri pis kokulu bir valizle girmesi ile son bulur. Profesör Filipaviç’in asıl planı ortaya çıkmıştır. Zavallı Şarik’i ameliyat ederek daha birkaç saat önce ölmüş olan bir mahkumun hipofiz bezi ve üreme organlarını nakil eder. Sonunda Şarikov artık bir insandır evet, ama pek de iyi bir insan olduğu söylenemez. Doğup parlayan bir canlının doğasına müdahale edildiğinde ve doğasının gereği çokca bozulmaya uğrayan bir insanın kötü kalbi ile sentezlendiğinde, ne kadar da korkunç bir gerçek çıkar ortaya ve aslında bunun bizim gerçeğimizin olması da bir o kadar umut kırıcı olur. Sonuç olarak aslında profesör de bu kararıyla nasıl büyük bir hata yaptığının farkındalığını yaşar ve bunu düzeltme arayışına girer... Bu hikayeye benzer filmler de gördük aslında. Mesela Göz filminde nakil yapılan gözün, ardından gözün nakledilen kızın gördüğü bir takım görüntüler ile hayatının nasıl da alt üst olduğu ortada. Bu bağlamda tüm canlıların aslolan kimyasını işleyişi değiştiğinde nasıl bir canavar ve büyük bir yıkım yaşanıldığını gözler önüne seriyor. Filmi merak edenler için linki de bırakıyorum. youtu.be/z4prTKHqkS0 Tekrar eserimize dönecek olursak. Profesörün yaptığı hatayı nasıl düzelttiğini merak ediyorsunuz biliyorum :) Ama onu da okuyup sizin öğrenmeniz lazım. Ben okurken çok keyif aldım. Umarım siz de beğenerek okursunuz. İyi okumalar...
·
2 yorumun tümünü gör

Okur takip önerileri

Duhâ
@desesperadosѕυlтαɴ ile benzer
Raskov.️
@rodianѕυlтαɴ ile benzer
Uğur De Molinari
@romeikaѕυlтαɴ ile benzer
Daha fazla göster