Süleyman Ak

Denizde ölmem ama karada her an ölebilirim bir otomobilin altında kalıp doğru öteki dünyayı boylamadığıma hala şaşıyorum. Neden derseniz doğma büyüme bir kentli gibi değil şaşkın bir köylü karısı gibi yürürüm sokaklarda bir defasında karşıdan karşıya geçerken bir otobüsün arkasından çıkıverip taksinin önünde buldum kendimi, taksi sayesinde, durmasaydı ezilip gitmiştim, delikanlı şoför penceresini indirdi ana avrat küfür etti bana elimi kaldırıp ne dersen hakkın var dedim genç şoför terbiyeli imiş aslında çünkü ben özür dileyince Teyze ben sana nasıl söyledim o lafları diye parlamaya başladı...
Reklam
Iki büyük mutluluk kaynağım var biri kitap okumak diğeri deniz
Doğa herkese özellikle acı çekenlere mutluluk sunmaya her zaman hazırdır
Hızır Farslardan, İlyas Israiloğullarından olup yılda bir defa bir araya gelirler. Kur'ân-ı Kerîm yeryüzünde baki kaldıkça her ikisi de yaşamaya devam edecektir. Hızır ve İlyas her yıl Ramazan ayında Beytü'l Makdis'te oruç tutarlar. Aynı şekilde her yıl hacca giderek zemzem suyundan içerler. Bu, onların yıllık su ihtiyaçları için yeterlidir. Bir başka rivayete göreyse yılda bir defa değil her gece Zü'l-Karneyn'in Ye'cuc ve Me'cuc kavimleri arasına inşa ettiği duvarın dibinde buluşurlarmış... Böylece uzayıp gider biraz Gılgamış biraz İskendername biraz Danişmendname biraz Battalname biraz Dedem Korkut...
Bu kitapta akademik anlatılmış ben biraz bizim oralardan anlatmak isterim. Rivayete göre 5 Mayısı 6. Mayısa bağlayan gece Hızır ile İlyas peygamberler gökten kayan iki yıldız gibi bir noktada birleşip yeryüzüne inerlermiş. Bu birleşme anında tabiatta her şey donup kalırmış. Sular akmaz rüzgar esmezmiş. Bu birleşme anına yalnızca yüreğinde hiçbir kötülük olmayanlar tanık olabilirmiş ve bu birleşme anında tutulan tüm dilekler koşulsuz kabul olurmuş. Hıdrellez gecesi bu birleşme anına tanık olmak için gece boyu göğe bakarız. Benim yüreğimde hala kötülük olacak ki ben henüz göremedim ama bir gün göreceğim.
Reklam