Yaşamak için ışığa ihtiyaç duyarken, yaralarımızdan iyileşmek için karanlığa sığınmak istememiz ne büyük ironiydi ama aslında hayatın dengesi işte bu ironide değil miydi?
...doğum, ışığa kavuşup duyu organlarımızın dünyaya açılması ile başlasa da, ana rahminden çıkınca bitmiyordu asla, anbean devam ediyor, ölene dek sürüyordu. İnsan her an ya doğmaya ya da ölmeye devam ediyordu.
İnsan, sevgi hissedebildiği kadar insandı, yoksa en tehlikeli hayvandı. Yaşayan her cana karşı sevgi üretmek Yaradan’ın insana en kutsal emanetiydi, bu emanetten habersiz olmak insanlıktan bihaber olmak değil miydi?