Kapıyı açıp ışıkları yaktığında onu önemseyen, ona dünyanın cehenneme dönmekte olmadığına dair umut verebilecek birine gelmenin nasıl bir şey olacağını düşündü.
Korku avcısı; kendisini çok kolay okutan, akıcı bi kitap. Cinayetleri beğendim, kitabın sonunu kitabın genelinden daha çok beğendim. Tatilde okumalık bu güzel romanı tavsiye ederim.
Her yer karanlıktı, ay ışıldarken
Yeşil kırlar buzla örtülü
Derken yıldırım hızında bir araba
Usulca köşeyi döndü.
İçeride ayakta duran adamlar oturmuş
Sessizce bir sohbete dalmıştı
Vurulup ölen tavşan
Koştu hızla tarlalardan.
Arka odada yaşlı hala yatıyordu
On yedisindeydi henüz
Uzanmıştı siyaha boyalı
Lacivert bir sandığın içine.
Oturmuştu sandığın üstüne
Sarışın bir oğlan
Kapkara saçlarına ak düşmüştü
Yaşının ağırlığından.
Psikolojik gerilim türündeki bu romanı beğendim, kurguda sürpriz bi son yok ya da “katil kim?” bilmecesi çözmüyoruz ama olaylar sürükleyici ve akıcı bi dile sahip. Kitabı okuduktan sonra bi çocuğun karakter gelişiminin neredeyse tamamının anne ve babasının ona davranış şekline bağlı olduğunu anladım. Çocukluk anılarımız o kadar önemli ki, yetişkin olduğumuzda bile o anıların hissettirdiği acıları unutamıyoruz ve davranışlarımız, özsaygımız bununla şekilleniyo. Anne babalar ve anne baba adayları, lütfen çocuğunuza kaç yaşında olursa olsun malınızmış gibi değil ayrı bir bireymiş gibi davranın ve ne olursa olsun onu mutlu hissettirmeye çalışın. Onların yanında tartışıp onları çaresiz hissettirmeyin. Hiçbi suçları olmadıkları halde öfkenizi onlara yansıtıp suçluluk duygusu hissettrmeyin.