Bugün tarih dünyası büyük bir sesini daha uğurladı. İlber Ortaylı, yalnızca bir tarihçi değil; geçmişi yaşayan, yaşatan ve onu bugüne taşıyan nadir anlatıcılardan biriydi. Onun konuşmalarını dinleyen ya da yazılarını okuyan herkes, tarihin yalnızca kitap sayfalarında duran bir bilgi olmadığını; bir medeniyetin hafızası olduğunu hissederdi.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan geniş bir zaman dilimini, keskin zekâsı, güçlü hafızası ve kendine has üslubuyla anlatırken dinleyicilerini ve okuyucularını adeta bir zaman yolculuğuna çıkarırdı. Tarihi kuru bir kronoloji olmaktan çıkarıp insan hikâyeleriyle, kültürle ve şehirlerle birlikte düşünmemizi sağladı.
Onun eserleri ve konuşmaları birçok insanın tarihe bakışını değiştirdi. Bir nesle merak etmeyi, sorgulamayı ve geçmişle bağ kurmayı öğretti. Sert görünen üslubunun ardında ise ilme duyulan derin bir saygı ve kültüre olan büyük bir sevgi vardı.
Bugün onu kaybetmiş olsak da ardında bıraktığı kitaplar, fikirler ve yetişmesine katkı sağladığı öğrenciler yaşamaya devam edecek. Çünkü gerçek tarihçiler yalnızca kendi dönemlerinde değil, gelecek zamanlarda da konuşmaya devam eder.
İlber Ortaylı’nın hatırası; kitap sayfalarında, kütüphanelerde ve tarihe merak duyan herkesin zihninde yaşamayı sürdürecek.
Saygıyla ve minnetle…