"Mustafa Kemal üç ay boyunca Sivas'ta çok çalıştı. Artık bir sivildi ve resmi toplantı fotoğraflarında kolalı gömlek yakası, kravatı ve redingotu ve sivil yöneticilerin geleneksel fesiyle, resmi olmayan ortamlarda ise bir beyefendinin av giysilerini anımsatan, başında kalpağı ve geniş kemerli ceketiyle görülüyordu. Anadolu'nun sert kış mevsiminde at binenleri koruyan Kafkas ya da Kazaklara özgü kürk kalpak, zamanla hareketinin simgesi biçimine geldi; Asya'dan gelmişti. Türklere aitti ve yakışıyordu.
"Kazım Karabekir milli hareketin liderliğinin ortaklaşa olmasını isterken, Mustafa Kemal kendini en üst düzeydeki önder olarak görmeye başlamıştı. 1927'deki nutkunda 'Efendiler, tarih itiraz edilemez şekilde ispatlamıştır ki, büyük davalarda başarı için sarsılmaz bir kabiliyet ve kudrete sahip bir önderin varlığı şarttır.' diyecekti."
Sayfa 284 - Gazi Mustafa Kemal, Kazım Karabekir·Kitabı okuyor
"O dakikada Mustafa Kemal'in yaveri, Kazım Karabekir'in gelip beklemekte olduğunu haber vermiş. En kötüsünün olacağına inanan Mustafa Kemal Rauf'a bakıp acı bir sesle, 'Görüyorsun, haklı değil miyim?' demiş. Ama içeri giren Karabekir onu üst rütbeli bir komutan olarak selamlayıp, 'Vatan ve milletimiz için her türlü mesaide Cenab-ı Hakkın muvaffakiyetler ihsan buyurmasını tazarru eder ve kolordumun ihtiramat ve tazimatı mahsusasını takdim eylerim efendim' demiş." (Emrim altındaki bütün subayların ve askerlerin saygılarını iletmeye geldim.)
Sayfa 284 - Gazi Mustafa Kemal, Kazım Karabekir·Kitabı okuyor
"Pardon monşer; dün gece biraz geç yattım da davranamadım. Birer kahve içeriz değil mi? Dur; takımları buraya getireyim de beraber pişirelim. Daha keyifli olur."
Ve mutbaktan bir yuvarlak gümüş tepsi içinde, cezveyi, fincanları, birbirine bitişik şeker ve kahve hokkasını ve bunların ortasında ispirtoluğu getirdi. Hepsini birer birer sedef kakmalı bir küçük sigara masasının üzerine yerleştirdi ve fitili yakıp cezveyi sürdü.