"Doktor Hikmet, zaten, hiçbir zaman kendisinden memnun değildir. Fakat, kendisine karşı şu andaki kadar nefrete yakın bir hoşnutsuzluk duyduğunu hatırlamıyordu. Bedeninin her bir parçası ona karikatüral bir biçim gibi geliyordu. Bunun içindir ki, birkaç kere aynaya isabet eden gözlerini haşyetle (korkuyla) yere indirmişti."
Geçmimşi hiç düşünme bu gece ne olursun
Gönül misafirim ol kendinden kaç bu gece
Böyle güzel kaç fırsat bir daha ele geçer
Bir düşün yaşanır mı bir daha hiç bu gece
Hohlanmış aynalarda gözlerin buğu gibi
Hiç kapatma perdeler kalsın olduğu gibi
Uzak durgun göllerdden kalkan bir kuğu gibi
Gönlümün göklerinde keyfince uç bu gece
Bu gece ne kadar hoş yıldızlar nasıl parlak
Bu gece gözlerime ilk baktığın gibi bak
Hiç bozma saçlarını alnında öyle bırak
Bir kadeh sağnağında kendinden geç bu gece
İsteklerin eline vererek dizginleri
Beraber düşünelim aşktaki üzgünleri
Başbaşa kaldığımız sahildeki günleri
Salı pazar demeden üstüme saç bu gece
Kaç senedir içimde sana yürek besledim
Gündüzleri güneşle gece ayla süsledim
O sana kurban diye kordelayla süsledim
İşte bak kınasıyla karşında koç bu gece
Gurbet gurbet öten tren sesi
Ve son kampanayla başlayan özlemin
Unutacaksın bu şehrin garip gecelerini
Yıldızlara uzanmayacak ellerin
Yollar bana sevinç bana hüzün verecek
Boynu bükük döneceğim odama
Unut beni diyordun ayrılırken
Unutmak kolay değil ama
Düşün bu şehrin garip gecelerini
Düşün yalnızlıklar içinde beni
Hani bir resmim kalmıştı sende
Onu olsun yalnız bırakma emi
Bilinmez dünya hâli bu
Zamanla değişebilir insan
Belki dönersin bir akşam vakti
Bulutlara o uzak diyarlardan