"Evet, yaşama aşkı onda bir çeşit kızgınlık, bir çeşit azgınlık halini almıştı. Hayatta en küçük, en manasız zevklerden en yüksek, en seçkin hazlara kadar hepsine bağlanmıştı. Fakat, zayıf iradesi bunlara her temasında, her sahip olma anında bükülüp kırılıvermiş ve Ahmet Kerim'in gençliği de bu yüzden heder olmuştu."
"Ahmet Kerim, Andre Chenier'nin darağacına giderken ikide bir eliyle kafasını tutup 'Halbuki, burada bir şeyler daha vardır!' diye haykırışlarındaki manayı şimdi her vakitten daha çok anlıyordu."
"Ruhun bekası bilmecesine bu köşeden bakıldığı zaman görülür ki yeryüzünde yaşayanlar biz değiliz; asıl bu büyük ölülerdir. Çünki, fiillerimizi sevk ve idare eden onlardır. Duygularımız, aşklarımız özlerini onlardan almaktadır."
"Ne bahtiyardır o kimseler ki, bunun aksine, ölümlerinden yüz yıl, iki yüz yıl sonra bile, nisyanın ağır kapağını kaldırmak ve bunun altından soluklarını bizim yüzümüze üflemek gücüne sahiptirler. Bir kitap, bir hayır işi, bir zafer bunları 'insan cinsinin' hayatına paralel bir bekaya eriştirmiştir."
"Hem, biz, bu dünyaya dış tesirlerin nüfuzu altında yaşamak için gelmedik! Tersine dışa kendimizden bir şey vermek için geldik. Lazım gelir ki, her birimiz, kendi gücümüz ölçüsünde ve kendi ruhumuzun kanunlarına göre bu vazifemizi yerine getirmeye çalışalım."