"Zavallı millet, bari alın yazısının dehşet ve heybetini anlamış olsaydı! Bununla belki biraz gurur duyar ve bu duygu onu daha birçok felaketlerden korurdu."
"Hayır, hayır, yapılacak çok şey vardı. Bir tanesi: Ona ruhumun bütün iğrenç ve çirkin yanlarını gösterecektim. Ne kadar az sevgiye layık olduğumu anlatacaktım. O vakit yavrucak bir şahin önünde ürkmüş bir güvercin gibi benden kaçacaktı."
"Bu, huysuz, uyuşuk ve ağzı beyni paslı, vaktinden önce bunamış zavallı bir gençlikti. Dünyada artık yüksek ve yüce bir şeyin varlığına inanmıyordu. Ya kolay birtakım başarılar arkasında dolaşıyor yahut miskin bir boyun eyişle kendini kaderin eline teslim ediyordu."
"Ahmet Kerim, genç kızı için için yakan, kavuran ateşin yalnız pişmanlıktan ibaret olmadığını da seziyordu. Fakat bu duygusunu dallandırıp budaklandırmak hiç işine gelmiyordu. Çünkü sevmeden sevilmek kadar büyük bir ruh işkencesi yoktur."