"O acı günden Ahmet Kerim'in hatırında, kulaklarında ve kalbinde kalan ses bu adamın hıçkırıkları olmuştur. Hayatta hiçbir şey olgun bir erkeğin ağlaması kadar, yürek paralayıcı değildir."
"Samim sonuna kadar hareketsiz ve sessiz kalmaya mahkum olacaktı."
"Sonuna kadar! Bu da ne korkunç ne müthiş kelime! Doğrudan doğruya ölüm kelimesi bile bu 'sonuna kadar' gibi müthiş değildir. İnsanlık kendi kendisini korkutmak için bundan daha cehennemlik bir şey icat etmemiştir. 'Sonuna kadar'. Bu, ruhta ümit cesaret ve sabır adına ne varsa hepsini birden yutup parçalayacak bir canavarın adıdır. Samim şimdi, bu 'sonuna kadar'dadır. Ahmet Kerim, dostunu, hayatta en aziz nimetlerden saydığı dostunu bu geceden sonra, artık 'sonsuza kadar' göremeyecekti."
"Tahsin Bey'in de herhangi bir 'fikr'e taraflı olmadığını söylemeğe hacet yoktur. Tahsin Bey o Arnavut beylerindendi ki, kol yerine martin, el yerine altıpatlar tabanca ve beyin yerine bir avuç barut taşırlar ve bu patlayıcı maddelerle doğup birlikte ölürler."
"Yiyen, içen, gezen, konuşan, gülüp oynayan benliğimizle düşünen, gören, duyan benliğimiz arasındaki yol ne uzundur. Öbürü berikine kavuşuncaya kadar o derece yorulur, o derece soluk soluğa kalır ki, artık ne söylediği, neden şikayet ettiği, ne istediği belli değildir; artık yarı ölü yarı diridir."
Sayfa 39 - İttihat ve Terakki Devrinde Bir Muhalif Gazete Yazarının Günü·Kitabı okudu