Samet Acar

"Ahmet Kerim kendi kendine: 'Günlük bir gazete yazarıyla bir kaldırım fahişesi arasındaki benzerlikler yalnız bundan ibaret değil' dedi. 'Bunun da, onun da biricik sermayesi halkın budalalığıdır. Amme efkarı bunların birinde hakikat ihtiyacını, ötekinde aşk ihtiyacını tatmin ettiğine inanır. Halbuki fahişenin verdiği aşk ne derece samimi ise gazetecinin söylediği hakikat de o derece doğrudur."
Sayfa 13 - İttihat ve Terakki Devrinde Bir Muhalif Gazete Yazarının Günü·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
"Siyasi gazete yazarı için dayak, kurşun, hapishane veya ip varsa bu zavallı kadın için de her an bir sarhoşun yumruğu, bir katilin bıçağı, bir firengilinin mikrobu vardır ve bir gazeteci okuyucularının sayısını artırmak yolunda bedeni ve fikri ne kadar gayret harcarsa, beş olan müşterisini ona çıkarmak için çalışan bir fahişenin harcadığı gayret de hemen aynı nisbettedir."
Sayfa 12 - İttihat ve Terakki Devrinde Bir Muhalif Gazete Yazarının Günü·Kitabı okudu
Alıntı
"Gerçi aslında halkı eğlendirmekten ve kendisini halka beğendirmekten başka bir manası olmayan bu mesleğin güzel ve asil tarafı yalnız sıkıntılarında ve tehlikelerinde idi. Fakat, yaz kış, her gece, bir sokağın belli bir yerinde, boyanarak, süslenerek ve tıpkı bir gazeteci gibi kendisini halka beğendirmek için bin türlü yalancı işveler yaparak saatlerce bir aşağı bir yukarı dolaşan bir kaldırım orospusunun hayatı da o kadar sıkıntıyla dolu ve o kadar tehlikelerle karşı karşıya değil midir?"
Sayfa 11 - İttihat ve Terakki Devrinde Bir Muhalif Gazete Yazarının Günü·Kitabı okudu
Alıntı
dayanılmaz bir alışkanlık
"Bir akşam üstü evine dönerken şarkı ile karışık piyano sesini duyduğu andan beri köşe başındaki konağın önünden her geçişinde birkaç saniye duraklayıp içeriyi dinlemek Ahmet Kerim'in hayatında dayanılmaz bir alışkanlık yerine geçmişti."
Sayfa 11 - İttihat ve Terakki Devrinde Bir Muhalif Gazete Yazarının Günü·Kitabı okudu
Alıntı
"İnsanın kalbi ne naçiz bir çocuk oyuncağı ve aynı zamanda ne kadar müthiş bir uçurumdur. Bazan bir büyük keder içinde dünyanın hiçbir saadeti, hiçbir zevki, hiçbir neşvesi bizi teselliye kadir değildir; bazan yine aynı derecede bir keder içinde bir hiç, bir söz, bir bakış, bir hareket, bir tebessüm kurtulmamıza değilse bile sabır ve tahammüllümüze medar olabilir (yarayabilir, neden olabilir)."
Sayfa 172·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam