Sümeyye K.

"Bir hayatı olduğunun çok da farkında değildi. Hayat için ne yapması gerektiğini bilmiyor, hayat zaten onu yaptı zannediyordu. Kendisini onun içinde duracak, beğendiklerinin yanına varacak, mor çiçekleri seçip başkalarına da gösterecek zannediyordu. Mor çiçekleri görmesi ama göstermemesi, dağa çıkmasıama dağı sevdiğini bildirmemesi, herhangi bir sevdiğini ifşa et- memesi, gergin olmadığını bile bildirmemesi gerektiğini anladı. Hayat ile o gece tanıştı ve hiç sevmedi. Ama bunu ona belli etmemesi gerektiğini saniyeler önce öğrenmişti."
Sayfa 60·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"İlkokulu bitirdiğinde bu o zaman ne başlanan ne biten bir şeydi. Okumak çocuğun mecburen başladığı, gittiği yere kadar götürdüğü, en çok da lise bitince tamam deyip yükü bırakmasıydı. Daha o zamana gelmeden babalarının yanında zaten çalışmaya, yapacakları işe çoktan aşina olmaya başlarlardı. Oraya akarlar o olmazsa bir benzerine devam edilirdi. Olunacak bir şey değil, yaşamaya devam edilecek bir sevk ile görünen, yürüyen, akarı olan işlerden biri tutulur, bunun için uzun uzadıya konuşulmazdı bile. Okumak ucunda bir şey umulan bir şey değildi, okuyanların başka bir hali yoktu, okulun hocaları da işte şunlardı. Hepsi normal adamlardı, eksiği ve tamlamaya ça- lıştığı gündeliğiyle bildik adamlardı, bildik şeyler için bilinmedik yollara da girilmiyordu. O belliydi, beriki belliydi, şu kızın ne olacağı, şu oğlanın az çok ne iş tutacağı belliydi, anası belli babası belliydi. Talihe inanılır ama tapılmazdı."
Sayfa 51·Kitabı okudu
"Yaş aldıkça, ömrünün gölgeligine vardık ça ne az güneşe denk geldiğini, olgunlaşması için gerekenlerin ne az oldugunu anladı. Anladı demekten murat ömrü boyunca birkaç uçucu an bu bilgi ona fısıldadı , birkaç su birikintisin de olmadık bir zamanda kendini gördü yani anladıdan kasıt bu anları, bu söyleneni, "Ben hiç görmedim, hem duymadım." diyemeyeceğiydi. Inkâr edemez, ispat edemez denilen o yere gitmedim de diyemeden ama yerini de bilmez kaldı."
Sayfa 41·Kitabı okudu
"... zaten kalbi artık kendisini tuhaf bir şekilde meşgul ediyordu. "
Sayfa 25·Kitabı okudu
"Hayatı sözde ve söz ile istenildiği, beklenildiği gibi yaşayarak ne ufak bir alana razı olduğunu, bu suretle bir kulübede ömrünü geçirdiğini, ruhunun da yine arada verilen bir bardak çeşme suyu ile kapalı küçük bir saksıda ölmeden, kurumadan, boy atmadan öylece durduğunu gözü ile gördü, ruhuna kendi öz benliğinden şahitlik etti. Ölmek ile bu şekilde yaşamanın neden bu denli yakın ve kolay olduğunu anladı. Azıcık ile yaşıyor o azıcık kesilince de arada büyük fark olmaksızın ölüyordu. Kalbine derin bir sızı isabet etti. Yaşamaya değil de ölmemeye bir şiddet, ölmenin böyle olmamasına şiddetli bir tutku duydu. "
Sayfa 24·Kitabı okudu