"Konuşulacak bitmiş, her şey bitmiş, bir sıkıntı kalmıştı. O da daha ziyade kendi sırtlarındaydı. Her dertli gibi günden değil, geceden, o sükunet ve canlıların hareketsiz zamanından hazzeder olmuşlardı. Kabir halkı gibi kim hastalansa, ölse memnuniyetle, kim gezip eğlense, hele yeni doğsa, önlerindeki zamana bakıp dertlenmedeydiler. Sabah daha tazeden doğan ama aslında bayat olduğunu bildikleri gün onlara aynı tat ve kokuda aynı soluyuşta geliyordu. "
"Günler öylece kendi kendine geçsin diye
bir camın arkasında durdum
bana dokunmasın hiçbir şey
hiçbir şey yarama merhem olmasın
iyileşecekse, hiçbir şeysiz iyileşsin diye
bir camın arkasında durup
akan hayata ve zaman baktım.
bilirdim, biliyordum, biliyorum,
bittiğinde, geçtiğinde,
azaldığında sızı, iyileştiğimde,
o saman tadıyla karıştığında;
her şey daha acı olacak. "
Birhan Keskin