Şair Kabe'ye soruyor:
"Ey Kåbe! Dünyada bunca renk var: Beyaz, sarı, eflåtun, mavi yeşil, turuncu... Bütün bu renkleri bırakıp da, sen niçin böyle siyahlara büründün? Örtünün rengi neden siyahtır? Söyle bana..."
Kâbe cevap veriyor:
"Ey şair, dertlerimi deşme... Ben siyahlara bürünmeyeyim de, kim bürünsün! Sevgili Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem, Mekke'de doğdu; elli üç sene burada yaşadı. Fakat Mekkeliler, onun kadr ü kıymetini bilmediler. Allah için çalışmasına, hakkı ve tevhidi tebliğ etmesine imkân vermediler. O da beni bıraktı. Medine-i Münevvere'yi mekân tuttu, orayı vatan edindi.
"Onun ayrılmasından beri. Ben matemli bir varlığım. Benim derdim başımdan aşmıştır. O günden beri ben siyahlar giyerim, Medine-i Münevvere yeşiller giyer. Bana Karadonlu Beytullah derler, Örtüsü Siyah Kabe derler. Ona Yeşil Kubbeli Me-dine, derler. O günden beri ben siyahlara bürünürüm, Medine yeşiller kuşanır..."
"Milletimiz maalesef menakıb aşığı oldu. Ayet-i kerime, hadis-i şerif okusan, manalarını versen, uyurlar... Fakat bir menkıbe, uçmuş kaçmış hádiseden anlat, herkesin gözü açılır; menakıbcı şeyhi nereye oturtacağını bilemez... Müslümanlar için en tehlikeli hål, bir ferdin câhil, şeriatsiz bir kimseye teslim olmasıdır. Zira derviş şeyhe ruhunu teslim eder. Onun haram dediğine haram, helâl dediğine helâl der. Dediğini yapar. Çünkü ruhunu veriyor. Binaenaleyh, hayırsa hayra götürüyor; şerse şer-re götürüyor, Allah muhafaza etsin..."
Huzeyfe (b. Yemân) tarafından nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar iyilik yaparlarsa biz de iyilik yaparız, zulmederlerse biz de zulmederiz.' diyen zayıf karakterli kimseler olmayın. Bilakis iyilik yaptıklarında insanlara iyilikle karşılık vermeyi, kötülük yaptıklarında ise onlara zulmetmemeyi alışkanlık haline getirin."
(T2007 Tirmizî, Birr, 63)