"Öfke, Tabiat Ana’nın bizlere küçücük bir çocukken verdiği, hakkımızı savunup Ben önemliyim deme enerjisidir," diyor İngiliz Kolombiyası’ndaki Gabriola Adası’nda atölye çalışmaları düzenleyen terapist Joann Peterson. "Sağlıklı öfke enerjisi ile yaralayıcı duygusal ve fiziksel şiddet enerjisi arasındaki fark, öfkenin sınırlara saygı gösteriyor olmasıdır. Kendi hakkınızı savunmak kimsenin sınırlarına tecavüz etmez."
Oysaki bebeğin ilk doğduğunda hiçbir duygusunu saklama becerisi yoktur. Bir bebek rahatsız veya mutsuz olduğunda ağlar, üzüntüsünü gösterir, öfkesini gösterir. Acıyı veya üzüntüyü saklamak için yaptığımız her şey öğrenilmiş bir tepkidir. Bazı durumlarda olumsuz duyguları saklamak mânâlı olabilirse de, birçoğumuz bunu sürekli ve otomatik olarak yaparız.
“Kendi sınırlarımın nerede başlayıp nerede bittiğini bilmiyorsam, potansiyel olarak tehlike arz eden bir şeyin sınırlarıma ne zaman tecavüz ettiğini de bilemem. Tanıdık olanla yabancı olan ve selim olanla zararlı olma potansiyeli taşıyan arasında yapılması gereken ayrımlar, kendisine ait olana ve olmayana dair doğru bir değerlendirmeyi şart kılar.”