Mustafa şimdi romanlara merak sarmaştı kütüphaneye baktığı için anahtarı onda duruyordu. Eve de romanlar getirmeye başlamıştı, ama kiz kardeşi Güzide'ye vermiyordu. "Kızlar da roman mi okurmuş? diye karşılık verdi, "Neden kiza okutmuyorsun? diyen babasına. “sen okuyorsun ya," dedi babası, "Kizların oğlanlardan ne farkı var?" Yeni bir şey öğrenmişti lise öğrencisi Mustafa. Öyle va kizlar da insandı. Ona erkeğin üstünlüğü ogretilmişti şimdiye kadar. Posta seyyarı Hüseyin Avni Bey kadınların da bir yeri olduğunu belirtmişti. Mustafa Inan bu yerin önemini bir daha unutmadı. Daha sonraları da erkeklerin elinde bulunan bu dünyada kızların korunması gerektiğine inandı. Hocanın ölümünden sonra oglu Hüseyin Inanla evlenen eski asistanı Esin, "Kiz çocuğu olmadığı için üzülürdü hoca," diyor. "Evimin havası değişirdi," dermiş. "Kürsüye ilk girdigim zaman bana çok yardım etti hoca," diyor Esin, "Bu ülkede kizların karşılaştıkları güçlükleri çok iyi biliyordu. Bu durumun değişmesini istiyordu. Bir yemekte benimle uzun uzun konuştu: Bu ülkede en çok şundan sakınmalısın: Erkekler bizde belirli bir yaştan, yani elli yaşlarından sonra cevrelerindekileri harcamaya başlarlar. Artık yasayacak kaç yılım kaldı, istediğimi yaparim bundan sonra, diye düşünürler. Sen erkeklerin içinde yaşiyorsun; onların ara- Sında kendi yaşıtlarından değil, orta yaşlı erkeklerden çeKinmelisin. Benimle çok yumuşak konuşurdu.