Kitabı sindire sindire okudum bitince ne kadar güzel bir kitap okudum dedim.Kesinlikle tekrar tekrar okunabilir nitelikte.İnsanı,insani duyguları bu kadar güzel anlatabilir bir kitap.
İnsanın kendine yetemeyişini, kendine öfkesini,kendini yüceltmesini, insanın doyumsuzluğunu her türlü duyguyu okuyorsunuz.
Yazar bir bakıma kendi hayatından kesitlerde eklemiş eserine. Çok öfkeli hayata,insanlara, kendisine ama bunu yaparkenden kendi egosundan da hiç ödün vermemiş. Kitabın her satırını çizmek istedim ama baktım çizmekle bitmiyor tekrar tekrar okumalıyım dedim.
Hiçbir konuda tamamen cahil değilim fakat bir çömez kadar bilgiye de sahip değilim. Bilginlerin oturumlarında kabul gören bir koltuğum, önümde isimliğim yok. Göndermedikleri sürece herhangi bir yerde kalabilen bir evsizim ben.
Bilginin gezgin İbranisi misali hiçbir memlekette durmadım, hiçbir şehri mekan bilmedim. Şeytani merakın eline düşüp, plansızca ve sabırsızca, alelacele hızla nehirleri ve ormanları dolaştım. Aklımda bir çok çağrışım fakat az temel bilgi var. Coğrafi haritalardan oluşan büyük bir imparatorluğa sahip bir kral gibiyim ben.
Her şeye başladım, hiçbir şeyi bitirmedim.Bir yolda ilerlemeye başlar başlama sağa ya da sola giden ilk sapaktan döndüm ve oradan da kestirmelere, kestirmelerden de patikalara ve oradan da başka bir ana yola çıktım. Birileri bilgime, “bilgeliğime” hayran kaldığında içimden gülmek geliyor. Zihnimde ne kadar korkunç boşluklar olduğunu bir ben bilirim. Her şeyi bilmek istemiş olan ben bilirim sadece,ilmimin sınırlarının ne denli dar olduğunu.