" İçinde birikenleri kağıda dökmeyi sevenler aslında kendi içinde birçok parçaya da bölünmüş o insanlardı.
...
Tüm benliğim ikiye bölünmüş vaziyetteydi açıkçası. Bir taraf; söyleyemediklerini korkaklığından kağıtlara döküyorsun derken, bir taraf ; ruhunu artık özgür bırakmak için yazıyorsun diyordu. Ben ise nerede durduğumu o bomboş, bembeyaz duvarlara bakarak anlamlandırmaya çalışıyordum. "
Farklı insanların farklı dertleri, her birinin ayrı etkisi olsa da bazı kitaplar bu insanları bir araya getiriyor. Bundandır ki bizler başkalarının yerine kendimizi koyabiliyoruz veya yaşanan ne kadar farklı olursa olsun ortak kelimeler kullanabiliyoruz. Acı dilimiz ortak oluyor kitaplar sayesinde. Yazardan okuduğum Üçüncü kitap olmasına rağmen burada farklı bir kişiyle tanıştım. İnsanların da o farklı dertler gibi farklı boyutları var. İlk kitabında umut etmekten, mücadele etmekten, ne yaşanırsa yaşansın pes etmemekten dem vururken yazarımız; ikinci kitabında, karakterler her ne kadar farklı olsa da, yaşanan bu zorlu süreçte kişinin kendi kendisi ile verdiği mücadele, savaş, umut varmış gibi görünse de o umudu tekrar kalbe işlemenin ne kadar zor olduğunu anlatmıştı. Bu kitabında ise bütün bu mücadeleler olurken kişinin ne hissettiği, iç dünyasında yaşadığı duygu karmaşası, aslında neyi isteyip neyi istemediği, hayattan beklentisi... Anlatılmıştı...
Kısacası yazılanın ne kadar mahrem olduğunu ve hiçbir şeyin asla göründüğü gibi olmadığını, kendimize bir şans vermeniz gerektiğini açık ve net şekilde gördüm. kişinin ağzından çıkan söz nasıl kendine aitse, kaleminden dökülen her bir kelime de bir o kadar kendine ait. İçte verilen her savaş kelimelere dökülemiyor ne yazık ki.. o yüzden ne herşey göründüğü gibi ne de bir insanı tam anlamıyla anlamak mümkün...
Bu satırlarda kendinizi