İnsan kaderine karşı öfke duyduğu vakit günahkar mı olur? Şayet öyleyse, adalet terazisi un ufak olmuş bu hayatta, dışarıya sussa bile, kendisiyle yalnız kaldığında bu günahı hiç işlememiş kaç babayiğit bulunur?
Anladım ki aşk gözlerini kaybetmekti zaten. Sesini kaybetmekti, tümden kaybolmaktı. Başkasının gözünden bakıp, ağzıyla konuşmaktı. Aşk yakalandığın en kişiliksiz hastalıktı.
Ama sanırım en kötüsü beklemekti. Ne beklediğini bilmeden beklemek. Hayat akıp giderken boşa aktığını bilmek, ama bir şey yapamamak. Bir işaret gelene kadar öylece durmak.
Bir şeylerin başlaması hep başka bir şeylerin bitmesine denk düşer. Biri bir diğerine dönüşüp size ekleniverir. O zaman geride bıraktığınızı sandığınız her şeyi farkında olmadan yanınıza katarak, peşini sıra sürükleyerek yolunuza devam edersiniz. Bunun için yıllar geçtikçe yürümek biraz daha zorlaşır. Ardınızda sürüklenen gürültücü teneke parçalarını göremezsiniz.